Reporting verb in “present tense”

Yayınlanma 10.Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

Reporting verb in “present tense”

 

 

 

Nakil fiilinin Present Tense halinde oluşu:

 

 

 

Cümleyi naklederken kullandığımız fiil ( ki bunlar genellikle say ve tell dir ) simple present, present continuous, present perfect ya da future tense halinde olduğu zaman nakledilen cümlenin zamanında ( tense ) hiçbir değişiklik olmaz.

 

 

 

Ali and Ayşe : ” We have been friends since we were children and we will be friends forever” Biz çocukluğumuzdan beri arkadaşız ve hep arkadaş kalacağız.

 

 

 

Ali and Ayşe say ( that ) they have been friends since they were children and they will be friends forever. Ali ve Ayşe çocukluklarından beri arkadaş olduklarını ve hep arkadaş kalacaklarını söylüyorlar.

 

 

 

Faruk : We and our friends are very happy but I want my parents to be happy too. Biz ve arkadaşlarımız çok mutluyuz fakat anne ve babamın da mutlu olmasını istiyorum.

 

 

 

Faruk is saying they and their friends are very happy but he wants his parents to be happy too. Faruk kendilerinin ve arkadaşlarının çok mutlu olduklarını fakat anne ve babasının da mutlu olmalarını istediğini söylüyor.

 

 

 

My sister : “I don’t want it.” İstemiyorum onu.

 

 

 

I will tell my mother my sister ( she ) doesn’t want it. Anneme kız kardeşimin ( onun ) onu istemediğini söyleyeceğim.

 

Will, would and could in reported speech: Will you, would you, could you?

Yayınlanma 10.Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

Will, would and could in reported speech: Will you, would you, could you?

 

 

 

Normal gelecek zaman olarak kullanılınca, normal kurallara göre yapılır.

 

They asked “Will the teacher come to our party next week?” Sordular, “Öğretmen gelecek hafta partimize gelecek mi?”

 

They asked if the teacher would come to their party to following week. Bir sonraki hafta öğretmenin partiye gelip gelmeyeceğini sordular.

 

 

 

Rica için kullanılan will, would, could;

 

 

 

“Will you help me please?” she said. “Yardım eder misin” dedi o.

 

She asked me to help her. Benden yardım etmemi istedi.

 

 

 

“Will you eat one more apple?”

 

“Would you eat one more apple?” Bir tane daha elma yer misin?

 

He offered me one more apple. Bir tane daha elma teklif etti bana.

 

 

 

“Could you post this letter for me?” Bu mektubu benim için postalayabilir misin?

 

She asked me to post that lettef for him. Mektubu postalamamı rica etti.

 

Let's İn Reported Speech

Yayınlanma 10.Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

Let’s in reported speech

 

 

 

Let’s ile başlayan cümleler suggest + V ing şeklinde veya should kullanılarak rivayet edilir.

 

 

 

He said “Let’s change the furniture in the living room.” “Hadi oturma odasındaki mobilyayı değiştirelim.” dedi o.

 

 

 

He suggested changing the furniture in the living room. Oturma odasındaki mobilyayı değiştirmeyi önerdi.

 

 

 

He suggested that they should change the furniture in the living room. Oturma odasındaki mobilyayı değiştirmeleri gerektiği önerisinde bulundu.

 

 

 

12. Yes and no in reported speech

 

 

 

Yes ve no uygun bir yardımcı fiille rivayet edilir.

 

 

 

My mother said ‘Did you buy it?’ I said no.

 

My mother asked me if I had bought it. I said I hadn’t.

 

 

 

My friend, “Can you swim?”, I said “Yes”

 

My friend asked me if I could swim. I said I could.

 

Must İn Reported Speech: Must

Yayınlanma 10.Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

Must in reported speech : must

 

 

 

Sonuç çıkarmalarda must aynen kalır.

 

 

 

The man said, “That little boy helps everybody. He must be kind-hearted.” Adam “Şu küçük çocuk herkese yardım ediyor. İyi kalpli olmalı.”

 

 

 

The man said that the little boy helped everybody and added that he must be kind-hearted. Adam çocuğun herkese yardım ettiğini söyledi ve iyi kalplı olsa gerek diye ilave etti.

 

 

 

Kalıcı ve sürekliliğini muhafaza eden emir cümlelerinde de must değişmez.

 

 

 

The president said, “Everybody must be obediend to the Creator.” Başkan “Herkes Yaratıcı’ya karşı itaatli olmalı” dedi.

 

 

 

The president said that everybody must be obediend to the Creator. Başkan herkesin Yaratıcı’ya karşı itaatli olmaları gerektiğini söyledi.

 

 

 

Tavsiye ve niyet bildiren durumlarda must aynen kalır.

 

 

 

My friend said “You must see a doctor.” Arkadaşım “Doktora görünmelisin.” dedi.

 

 

 

My friend told me that I must see a doctor. Arkadaşım doktora görünmem gerektiğini söyledi.

 

 

 

Geleceğe yönelik mecburiyet bildiren must eğer o isi hala tamamlanmamışsa would have to ile anlatılır. Eğer tamamlanmışsa had to kullanılır.

 

 

 

My father “Your brother-in-law lost his job at that company. You must find him another job.”

 

Babam “Enişten o şirketteki işini kaybetti ona başka bir iş bulmalısın.” dedi.

 

 

 

Burada mecburiyet geleceğe dönüktür. Yani; must = will have to dur. Söz rivayet edildiği sırada eğer iş hala bulunmak zorunda ise, would have to kullanılır.

 

 

 

My father told me that my brother-in-law had lost his job in the company and added that I would have to find him another job.

 

 

 

Söz rivayet edildiği sırada is eğer bulunmuşsa, had to kullanılır.

 

 

 

My father told me that my brother-in-law had lost his job and anned that I had to find another job.

 

 

 

Görüldüğü gibi aktarma esnasında iş bulunmuştur.

 

 

 

 

 

Mustn’t değişmez.

 

Arif said “You mustn’t smoke. ”

 

Arif said I mustn’t smoke.

 

 

 

Needn’t çoğunlukla değişmez

 

Zühal, “You needn’t come tomorrow.”

 

Zühal said I needn’t come the following day.

 

 

 

Must daki durumlar gibi needn’t da didn’t have to, wouldn’t have to olarak rivayet edilebilir.

 

 

 

The workers “We needn’t go to work next week.”

 

The workers said they wouldn’t have to go to work next week.”

 

 

 

Burada geleceğe dönük bir vakıa vardır. Henüz olay gerçekleşmiş değildir. Yani hafta hala gelmemiştir.

 

 

 

Eğer bahsedilen hafta sözün nakledildiği sırada gelip geçmiş olsa bu sefer didn’t have to ve the following week kullanırız.

 

 

 

The workers said they didn’t have to go to work the following week.

 

 

 

Zaman dilimi yani next week bitmiştir. Bu yüzden the following week kullanırız.

 

 

Both

Yayınlanma 10.Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

both

 

 

 

Cümlede daima çoğul olarak düşünülür.

 

Both women are from Germany. Her iki kadın da Almanya’lıdır.

 

There was a lot of snow on the both sides of Istanbul last year. Geçen yıl İstanbul’un her iki yakasında da çok kar vardı.

 

 

 

both çoğu kez both of olarak görülebilir.

 

Both of the women are from Germany. Her iki kadın da Almanya’lıdır.

 

He likes both of the teachers. Her iki öğretmeni de seviyor.

 

 

 

Both … and … (   Hem .. hem de )

 

 

 

Both Hüseyin and Kemal were very sad when they left the city. Şehirden ayrıldıklarında hem Hüseyin hem de Kemal üzgündü.

 

My mother was both pleasad and anxious when she heard the news. Annem haberi duyduğunda hem memnun olmuş hem de endişelenmişti.

 

 

 

both kendisinden sonra isim gelmeden yalnız başına da kullanılabilir.

 

 

 

A : Do you like coffee or tea?  A : Kahveyi mi yoksa çayı mı seviyorsun.

 

B : I like both.  B : Her ikisini de seviyorum.

 

 

 

A : Which one did you invite, Ahmet or Mehmet?  A : Hangisisi davet ettin, Ahmet’i mi yoksa Mehmet’i mi?

 

B : Both.        B : Her ikisini de.

 

Benzer İçerikler