7.Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Cem ve Cemevi

Yayınlanma 7. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Konu Anlatımı

Cem, insanları bir araya toplamak anlamına geldiği gibi tasavvufta her şeyden vazgeçerek Allah’la bir olma haline de denir.

Cem, Alevilikte insanların cemevinde toplanmaları veya burada zikir ve dua yapmaları anlamına gelmektedir.

Cemevi kavramı çok yenidir. Ondan önce, diğer tarikatların da ortak kavramlarından olan dergâh ve tekke kelimeleri kullanılırdı.

Cemevi, Alevilerin zikir yaptıkları, Hak ile batıl olanı ayırdıkları, ölmeden önce öldükleri, sorgu ve sual verdikleri ibadet mekânıdır. Aleviliğe göre Cemevine girmenin her ibadet yeri gibi bir adabı vardır. Kul hakkı yiyen, hak sahibi ile helalleşmeden cemevine giremez, zulmedenler ve birbirinden razı olmayanlar da cemevine giremez. Yapılan en büyük ibadetlerden biri Ali'ye yakılan ağıtlardır. Cem'de kıyam, rüku ve secde niyazla birleştirilmiştir.

Cami ve Cemevi

Cami ile cemevi birbirinin karşılığı olan kelimeler değildir. Cami, Allah’ın her Müslüman’a farz kıldığı beş vakit namaz ibadetinin cemaatle kılındığı yerin adıdır. Dergahlar, tekkeler veya cemevleri ise belirli bir grubun kendi tarikat anlayışına uygun olarak zikir ve dua ettikleri mekanlardır. Zikir ve dua meclislerine katılanlar, farz ibadet olan namaz sorumluluğunu yerine getirmiş sayılmazlar. Mezhebi, geleneği, bölgesi ne olursa olsun, akıllı ve ergenlik çağına gelmiş her Müslüman’ın namaz kılması Allah’ın emridir. Vakitleri ve kılınış biçimi ayet ve hadislerle belirlenmiş olan namaz, camilerde kılınabildiği gibi temiz olan her yerde kılınabilir.

3.3.5.1.1. Razılık ve Kul Hakkının Sorulması

Cemde ikrar önemlidir. İkrâr, söz vermedir. Kişinin, Allah’ı ve kendisini şahit tutarak her türlü kötülükten uzak kalacağına, iyiliklere koşacağına ahdetmesidir. Alevî kültürde söylenen; “Yer- gök ikrar üzerine durur” ifadesi bu kavramın önemine dikkat çekmek içindir. Bu nedenledir ki ikrâr, cem törenlerinin ayrılmaz bir rüknü ve kişiyi yol’a bağlayan en önemli bağdır. Türlü meşakkatlerle dolu olan ince-uzun bu yol’a delilsiz ve ikrârsız girilmez. Bu yol’a girmeden önce ham ervah olan canlar, yol’u hakkıyla yürüyüp tamamladığında kâmil bir ruha kavuşup Hakk’ın rızasına nail olabilecektir.

Razılık ve kul hakkının sorulması ise cemin şartlarındandır. Ulu dîvana (mahşer meydanına) alnı açık, yüzü ak olarak kul hakkıyla gitmemek için cemde tüm canlar (aleviler) helalleşir ve birbirlerinden razılık alırlar. Pîr (Alevi dedesi) canlara şu uyarıyı da yapar: “Aldığın varsa ver. Verdiğin varsa al. Döktüğün varsa doldur. Ağlattığın varsa güldür. Yıktığın varsa kaldır.” O kişide kul hakkı yoksa, Hakk’ın emrinden, farzından, Muhammed’in farzından, sünnetinden, Ali’nin tarîkinden sorulur. Geçerli bir sebep olmaksızın için eşini boşayanlar, yalancı şahitlik edenler, hırsızlık yapanlar, haram kazanç sağlayanlar, vatan borcunu ödemeyenler, büyüklerine evlatlık görevi yapmayanlar, komşusuna zarar verenler, kısaca topluma zararlı kişiler ceme alınmazlar.

3.3.5.1.2. On iki Hizmet

Alevilikte on iki hizmet ehli vardır ve onlardan her biri kendilerine düşen görevleri yaparlar. Bunlar:
1.Mürşid (Dede): Görev itibariyle Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Haci Bektaş Veliyi temsil eder. Cemin başkanlığını yapar, ikrar alır nasip verir. Yerine göre Cenaze, musahiplik, nikah, sünnet, isim verme görevleri de vardır.
2.Rehber: Görev itibariyle İmam Hüseyin´i temsil eder. Yola (tarikata) girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürşidin en yakin yardımcısıdır.
3.Gözcü: Görev itibariyle Ebu Zer Gıffari’yi temsil eder. Rehberin yardımcısıdır. Cem’in sessiz ve sakinlik içinde geçmesini sağlar. Cem’in bekçisidir.
4.Çerağcık (Delilci): Görev itibariyle Cabir El Ensari’yi temsil eder. Cem evinde bulunan aydınlatma araçlarını yakar. Buhurdanlıkları ve Mumları (Çerağları) hazırlar.
5.Zakir (Aşık): Görev itibariyle Bilal Habeşi’yi temsil eder. Cemde tevhit, duazde imam, mersiye, semah, nevruziye söyler.
6.Süpürgeci (Ferraş): Görev itibariyle Selman Farisi’yi temsil eder. Cemevinin sürekli temizliği ile meşgul olur.
7.Meydancı: Görev itibariyle Hüzeymetül Yemani’yi temsil eder. Cemevinde Semahserleri kaldırır. Postları yerine dizer.
8.Niyazcı: Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder. Kurbanları tekbirler ve keser. Gelen Lokmaları (yemekleri) alır ve dağılımını sağlar.
9.İbrikçi: Görev itibariyle Kamber hazretlerini temsil eder. Cemde mürşidin ve cem erenlerinin (ceme katılanların) abdest almalarını sağlar.
10.Kapıcı: Görev itibariyle Gülam Keysani’yi temsil eder. Ceme gelen erenlerin evlerini gözetler.
11.Peyikçi: Görev itibariyle Amri Ayyari’yi temsil eder. Cem olacağını tüm canlara duyurur.
12.Sakacı: Görev itibariyle Ammari Yaseri’yi temsil eder. Cemevinde su, şerbet, saka, süt vb. şeylerin dağılımını sağlar.


3.3.5.1.3. Semah

Semah, Aleviler’in zikri olan cem içinde yapılan 12 hizmetten birisidir. Aleviliğe göre semah dönen canlar; duygunun, sevginin, aşkın dorukta olduğu adeta ayrı bir dünyaya yolculuk edildiği bir trans halini yaşarlar. Aleviler cem gibi semahın da kaynağının Kırklar Meclisi’nden geldiğine inanırlar. İnanışa göre Hz. Muhammed (s), Miraç dönüşü ‘Kırklar Meclisi’ne uğrar. Selmanı Farisi bir üzüm tanesi ile içeri girer ve Hz. Muhammed’e (s); “Ey yoksulların hizmetçisi! Bu üzüm tanesini bize paylaştır” der. Cebrail bir tabak getirir ve Hz. Muhammed (s) onun içinde üzüm tanesini ezip şerbet yapar. Bu şerbet, Kırklar’dan birinin dudağına değince tümü kendinden geçer; kalkıp; “ya Allah” diyerek semah döner. Semah o gün bugündür erenler meclisinde dönülür. Horasan’dan Anadolu’ya süren yolculukta semahın pirliğini yapan Hünkar Hacı Bektaş Veli el Horasani; “Semah, Ariflerin aleti, Muhiplerin ibadeti, Taliplerin maksududur. Hakka ki, bizim Semahımız oyun değildir, ilahi bir sırdır, mecazi değildir.” der.

Semah töreni Mevlevilikteki semaya benzer; ancak semahta kadın ve erkekler birlikte dönerler. Dönüş sitilleri de semadan farklıdır.

OKUMA

Sırasıyla Cem Töreninin Yapılışı

Genel olarak yapılan cemdeki sıralama şöyledir:
1.Dede ceme girer ayakta (darda) olan cemaata dar duası verir.
2.Sohbet eder. (Aydınlatıcı konuşmalar yapar.)
3.Dede cemaattan razılık ister. Sorunlar varsa çözer. (Küskünleri, dargınları barıştır.)
4.Edeb erkâna dâvet eder.
5.Sâlat ve selam verilir.
6.On iki hizmet görev deyişi okunur. (zakir)
7.On iki hizmet sahiplerine dede toplu dua verir.
8.Post serilir ve duaları verilir.
9.Tezâkkâr hizmetleri ve duaları verilir.
10.Çerağ uyandırılır ve duaları verilir.
11.Süpürgeci hizmeti ve duaları verilir.
12.Gözcü hizmeti ve duası.
13.Tevbe duası ve Na’t-ı Ali (Hadis) okunur.
14.Secde (gülbang) duası
15.Duvazimam okunur
16.Secde duası
17.Tevhid edilir
18.Secde duası
19.Tevhit edilir.
20.Secde duası
21.Mir'aclama okunur ve kırklar semahı yapılır.
22.İstek semahları yapılır.
23.Saki suyu dağıtılır ve duaları verilir.
24.Mersiyeler okunur.
25.Secde duası
26.Süpürge (Farraş) hizmeti ve duaları verilir.
27.Lokma hizmeti ve duaları yapılır.
28.Çerağ söndürülür.
29.Post kaldırılır.
30.On iki hizmet yapanların toplu duası verilir.
31.Dağılma (Gidene - Durana) duası verilir. Böylece cem bitirilmiş olur.

Görgü Ceminin Yapılışı

Alevi, İslam’ın özünü dört kapı kırk makamda bularak, "eline-diline-beline" kuralıyla "görgü cemi"nde mürşidin talibine "dar gel, doğru söyle!" diyerek, alacağını alıp, vereceğini verip, talibin mürşidin görgüsünden geçtikten sonra, Allah huzurunda, Hz. Hüseyin yolunda aklanmasıdır.

Dede geldiğinde, cem ehlileri dedenin geldiğini duyunca dede ile beraber müsait bir yerde, varsa cemevinde toplanırlar. Aynı gece görgü cemi yapılacağını öğrendikten sonra, o gün kendi aralarında köylerinde ne gibi davaların olduğunu ve durumunu soruştururlar, öğrenirler. Akşam görgüye hazırlanmak üzere, dede tarafından müsaade edilir.

Önce herkes genel yıkanma temizliğinden geçer. Görgü yapılmadan lokma yenilmez. Evden çıkmadan önce, önce ev halkı birbiri ile niyazlaşır, büyükler küçüklerin gözlerini, küçükler büyüklerin ellerini öper.

Cemevine girerken gelen canların hepsi kapının sağ tarafını Hz. Hüseyin’e sol tarafını Hz. İmam Hasan’a atfen niyaz verir. Yalnız eşiğe de niyaz vermek gerekir. Medet-Mürvet (Medet ve Mürvet, Hz. Ali ile Hz. Fatma'nın çocuklarıdır, şehit olmuşlardır) niyazıdır, sağ el parmaklarıyla niyaz verilir. Ceme gelindiğinde, önce "malım, canım, Hz. Hüseyin yoluna kurban olsun!" dercesine, meydanda secdeye kapanarak ikrar verilir ve bütün ev halkı niyaz verip, duaya dururlar. Bilirse ev büyüğü, bilmezse ev halkından bilenin birisi, bu da yoksa cemde bulunan rehber şu duayı okur:

"Esselametü Alahkûm Ey Nur-i Tarikat erenleri
Esselametü Alahkûm Ey Nur-i Marifet erenleri
Esselametü Alahkûm Ey Nur-i Hakikat erenleri"
Ardından dede şu duayı okur: "–Akşamlarınız hayır ola! Şerleriniz def ola! Görgü sorgularımızda erenler yardım ede! Allah-Muhammed-Ali bu güzellikten ayırmaya! Gerçeğe Hû, Mümine ya Ali!"

Gelen canlar tekrar duaya kalkar, dede şu duayı okur: "–Nazınızı niyazınızı hak kabul eyleye! Görgü cemimiz hak hukuk cemi ola! Allah-Muhammed-Ali gele, yardım eyleye! Gerçeğe Hû, mümine ya Ali!"

Ceme gelen tüm canlar, aynı edep-erkân yolu takip ederek cemde rehberin gösterdiği yere oturup, iki diz üzerine geldikten sonra, önce dede, sonra canlar, "Hû erenler, hoş geldiniz!" dercesine sağ elini göğsünün üzerine koyar.

Dede cemin görgü cemi olduğunu ve görgü ceminin de ne olduğunu anlattıktan sonra, zakir üç düvaz okur. Dede zakirden sonra dua eder; ardından Selman-ı Pâk görevini yapan görevliler el yıkamak şekliyle dürüstlüğü temizliği doğruluğu sembolize eden görevlerini bittikten sonra, hizmet başlar.

Önce dede: "–Akşam birliğini toparladık, bir gönül bir vücut olduk" der; hizmet sahipleri seccadeyi serer, Oniki İmam'a dua eder. Peşinden, Allah-Muhammed-Ali'yi içeren yakarış duasını, hacet dilek duasını okur. "–Erenler malımız kurban, canımız kurban olarak görgüye başlıyoruz" der. Cemde bulunan tüm canlar niyaz verir (yani yemin eder) görgü neticesine kadar Oniki Hizmet Cemi yapılıp, lokma yenilemez.

Dede oturmuş olduğu dede postunu, dedenin mesuliyetinin ne olduğunu, Ali adaletinin geçerliliğini anlattıktan sonra, muhip canların yapacakları görevleri kendilerine hatırlatır, göreve başlar. Önce dürüstlüğüne inanılan kişilerden dedeye yardımcı olmak için, Oniki İmamları temsilen oniki can seçilir. Bunlara onikiler ve köy sofuları denir. Onlar, görgüyü dedeyle beraber yürütür. Seçilen sofulara, doğru dürüst hareket edeceklerine dair cemde komşular huzurunda yemin ettirilir. Bunların verecekleri karar, kesindir kimse itiraz edemez. Yapılan isteklerde yapılan alacaklar, vereceklerde mutlaka şahit istenilir şahit de doğru söyleyeceğine yemin eder.

Musahip olanlar her ikisi beraber tüm ev halkı, yalın ayak "Dar-ı Mansur" olarak, seccadeye niyaz veren meydanda yaş itibarı ile safa geçer. Her can, niyaz veya el öperek sıraya geçer. Görgüye gelip safa geçtikten sonra, musahip olan canlardan birisi şu duayı okur: "–Elhemdir illah gene geldik, Erenler meydanına. El bağlayıp durduk pir divanına. Yol Ali’nin Mansur dar'ım, Eyvallah pirim!" Dede, "–Aşk ola sofu yola!" der ve şu duayı okur: "–Hakk teâla cesedine can verdi, kalbine ilham verdi. Geçtiğin Mansur dar'ı, gördüğün Hakk didar. Ne gördün ne işittin ey talip?" Talip: "–Hakk gördüm, Hakk işittim. Ev gördüm, meydana geçtim. Allah Allah eyvallah ya pirim..." Dede: "–Eyvallahın daim olsun! Bünyen kayım olsun! İkrarın tamamına yoldaş olsun! Döktüğünü doldur, ağlattığını güldür! Dil ver, baş kaldır, doğru söyle!" Talip: "–Eyvallah pirim" der. Seccadeye niyaz verip iki diz üzerine oturarak, dedenin anlattığı sözleri haklar: "–Eyvallah!"

Dede: "–Pir, Rehber, Mürşid kapıları hak mı?" diye sorar; talip: "–Hak pirim" deyip seccadeye niyaz eder.

Dede: "–Oniki gün Muharrem orucu, yedi gün veya (üç gün) Hızır İlyas orucu Medet-Mürvet 48 Perşembe orucu Hak mıdır?" diye sorar; talip, "–Eyvallah pirim" der, niyaz eyler: "–Canımı, malımı bu yola kurban, hakkı olan hakkını istesin!" der. Dede: "–Canlar, bu can Hakk divanında görülüp soruluyor. Canını malını yola teslim etti. İsteklisi var mı, eliyle koymadığını alır mı, gözüyle görmediğini söyler mi, küfür söyleyip, kötü işler yapar mı?" diye cemaate sorar.

Cemde bulunan canlara, önce seçilmiş onikilere (yani yol büyüğü sofulara) sorar; onlar da iyidir, der. Veya davası varsa, söyleyip yol töresi icabı, alacağının isteğinde bulunur. Dargınsa, barıştırılır. Dargın olarak, gönül kırgınlığı olarak görgüden geçilmez. Davanın şekline göre dede ile seçilen onikiler gereken durumu halleder. Bu karara uymak zorunluluğu vardır. Uymazsa, ceme gelemez. Kurban kesemez, kurbanı yenilmez!
Aynı görgü, tüm gelen taliplere uygulanır kadın-erkek ayrımı yapılmaz. Küfrü ile ahlakı ile toplum uyumu ile insana olan saygısı incelenir. Alevilikte "kılı kırka ayrılıp kimsenin hakkı kimsede kalmaz" sözü geçerlidir.

Kadın-erkek bağlılığı mutlaka pekiştirilmelidir. Önce ehiller bağlılığı çok önemlidir. Annesine, babasına, kayınpederine vb. mutlak saygı göstermesi lazımdır. Yoksa, gereken ceza verilir veya yoldan dışlanır. Görgüden sonra görülen canlar sırada bulunan canlarla niyazlaşır, duaya durulur. Tekrar yol erkânı almak üzere diz çökerler. Dede der ki: "–Hû erenler, mihracın (miracın) mübarek olsun!" Cemaatte bulunan canlar da aynı buyrukta bulunur. Ne demektir bu, ölmeden önce ölmek hakkını hukukunu bu dünyada vermek. Hz. Hüseyin’in dediği gibi, kul hakkı ile divana girilmez. Görgü hak sorgusuzdur. Görülmeden, sorulmadan Alevilik olunmaz. Alevi olmanın en temel şartı yol ehli olmaktır. Kişinin işliği önemlidir.

Görgüden sonra, rıza suyu içilir. Rıza suyu içilmeden önce, dede "–Rıza suyu verilecek, kurbanı yenilecek. Küs olarak rıza suyu içilip, kurban yenilmez!" der. Şayet görgü esnasında dargın olanlar varsa ve barışılmazsa, dargın olanlar kendi haliyle söylerler, barıştırılır.

Görülen canlar, hep beraberce kurban alır. Buna "Birlik Kurbanı" denir. "–Ceme girdik aklandık" diye Allah-Muhammed-Ali’ye dua edilir. Sazlar çalınır, muhabbet etmeye, ceme girmeye hak kazanılır. Oniki hizmet, görgüden sonra yürütülür.


 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile