İslam Düşüncesinde Ameli- Fıkhi Yorumlar

Yayınlanma 7. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Konu Anlatımı

İslam Düşüncesinde Ameli- Fıkhi Yorumlar
 

İslam’ın farklı şekillerde yorumlanması siyasi itikadi açıdan olduğu gibi ameli - fıkhî açıdan da olmuştur. Ameli - fıkhi yorumlar genellikle dinin ibadet, insan ile insan ve insan ile toplum arasındaki ilişkileri düzenleyen belirli ilkeler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yorumların ve farklılıkların hiç birisi dinin özünde ve temel ilkelerinde olmamıştır.
Hz. Muhammed’in vefatından sonra dini sorunlara Kur’an ayetleri ve Hz. Peygamberin uygulamaları ile çözümler bulunuyordu. Fetihlerin artması, sorunların çokluğu ve yeni bir çok sorunun ortaya çıkışı, özellikle Hicri ikinci asırdan itibaren Müslümanları bazı konularda dini çalışma ve gayreti içerisine soktu. Giderek gelişen ve çoğalan İslam toplumunun sorunlarına çözüm bulmak için, gerekli dini düzenlemelerin yapılması şart olmuştu. Dinî uzmanlık gerektiren ve her biri farklı coğrafyalarda yaşayan insanların ortak bir noktada buluşmaları çok zordu. Din alanında belirli bir bilgi seviyesine ulaşmış kimselerin yaşadıkları bölgelerin sorunlarına çözüm bulmaya yönelik çabaları, Kuran ve sünneti temel alarak çalışma gayretleri olmuştur. Böylece farklı bölgelerde, birçok din bilgini kendi görüş ve önerilerini söylemiş, daha sonra özellikle öğrencileri vasıtasıyla bu görüşler sistemleşerek kurumsal niteliğe (mezhep) dönüşmüştür. 

Hz. Muhammed, arkadaşlarından biri olan Muaz bin Cebel’i Yemen’e vali olarak göndermek ister.
Hz. Muhammed: “Ey Muaz!, Sana halktan gelen olaylar karşısında ne ile hüküm ve karar vereceksin?”
Muaz: “Önce Allah’ın kitabı olan Kur’an-ı Kerim ile...”
Hz. Muhammed: “ Ya aradığını Kur’an’da bulamazsan?...”
Muaz: “O zaman Allah Resulü’nün sünnetiyle hüküm veririm”
Hz. Muhammed: “ Ya Muaz, onda da aradığın hükmü bulamazsan ne yaparsın?”
Muaz: “O zaman ayet ve hadisler ışığında kendi görüşümle karar veririm.” demiştir. (Ebu Davud, Akdiye, 11.) Bu konuşmalardan, din bilginlerinin insanların sorunlarına çözüm bulmak amacıyla, ayet ve hadisleri yorumlayarak hüküm çıkarabileceklerini anlıyoruz.
Ameli bakımdan farklı yorumların ortaya çıkışı mezhepleri doğurmuştur. Mezheplerin ortaya çıkışı, İslami düşüncedeki parçalanmışlığı ve zayıflığı değil, aksine zenginliği gösterir. Peygamberimizden iki asır sonra ortaya çıkan bu oluşumların birçoğu, görüşlerini benimseyenlerin azalması sonucu zaman içinde varlıklarını kendiliğinden kaybetmiştir. İslam düşüncesinde ortaya çıkan ve zamanımıza kadar etkinliğini sürdüren önemli başlıca ameli-fıkhi mezhepler, Caferilik, Hanefilik, Malikilik, Şafiilik ve Hanbeliliktir.
 

Caferilik

Şia’nın (Şiilik) en önemli fıkhi mezhebidir. On iki İmam’ın altıncısı olan Cafer es-Sadık’ın görüşlerini esas aldığından dolayı Caferiyye, Caferilik ve İmamiyye isimleri ile bilinir. İran, Irak, Suriye ve Azerbaycan’da Caferi mezhebine uyan insanlar bulunmaktadır. Türkiye’de de Caferi vatandaşlarımız bulunmaktadır. Mezhebin ana düşüncesini Hz. Ali ve onun soyundan gelen 12 imama inanmak oluşturur. Çünkü bu durum imanın şartlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Onlara göre, Hz. Ali ve soyu, Allah’ın emri ve Hz. Peygamberin bizzat atamasıyla İslam toplumunun kıyamete kadar imam kabul edilmiştir. Caferilere göre, imamlar hatadan korunup, masum oldukları için bütün davranışları ve sözleri “sünnet” olarak kabul edilir. Sözlü rivayetler daha yoğunluk kazanmıştır. Ehlibeyt’in rivayet ettiği tüm hadisleri kabul ederler.
Caferiliğin önemli özellikleri şunlardır:
* Dinî konularda hüküm çıkarırken, Kur’an, Sünnet, Müslüman alimlerin görüş birliği (icma) ve akıl sırası takip edilmelidir.
* İmama ait haklar ve mallar ona aittir. İmam bu malları Müslümanların faydası için kullanır.
* Ameli-fıkhi konularda Ehli Sünnet ile Caferilik arasında belirgin bir ayrılık yoktur.
* Özellikle İmam Cafer onlar için kutsaldır.
* Boşanmada iki şahit olmasını şart koşarlar.
* Beş vakit namazı cem ederek (birleştirerek) üç vakitte kılarlar.
* Zekatı bireyler kendisi vermez. Din adamları eliyle ve devletin denetiminde toplanmasını benimserler.
 

Hanefilik

Hanefilik, İmam Ebu Hanife veya İmam-ı Azam olarak bilinen Numan. B. Sabit’in görüşleri etrafında oluşmuş bir mezheptir. Ebu Hanife, sahabeleri görmüş birisiydi. İslam dünyasının birçok yerinde sayısız öğrenci yetiştirmiştir. Bunlardan en önemlileri Ebu Yusuf ile Muhammed Eş-Şeybani’dir. Mezhep, önce Irak’ta daha sonra Türkiye, Balkanlar, Pakistan Kafkasya, Irak, Suriye ve Kuzey Afrika’da benimsenmiş ve yayılmıştır.
Miladi 699 yılında Kufe’de doğan Ebu Hanife, küçük yaşlardan itibaren dinî ilimler alanında devrin ünlü bilginlerinden ders aldı. Numan b. Sabit, ticaretle de meşgul olmasından dolayı fıkhın, özellikle ticaretle ilgili konularında günümüze de ışık tutan önemli görüşleri bulunmaktadır. Özellikle, fıkıh ilmindeki başarısı, çözümü zor sorunları kolayca sonuçlandırması nedeniyle kendisine İmam-ı Azam denilmiştir.

Akıl ve mantık kurallarını bilimsel metodlar sonucunda kullanımı, dini sorunların çözümünde esnek bir yol izlenmesi, mezhebin çok geniş coğrafyalara yayılmasına olanak tanımıştır. Ebu Hanife’nin dinî konulara hâkimliği, ticari yaşamın içinde oluşu ona, insanları ve onların problemlerini yakından tanıma avantajı sağlamıştır. Bu durum, ictihatlannın halk tarafından kolay kabul görmesini sağlamıştır. İctihatı (rey) ve kıyas metodunu çok kullanan Hanefilik, çoğu zaman dinin genel ilkelerine başvurmuştur. Dinî sorunların çözümünde tümevarım (sorunlardan başlayarak kurallara gidişi) metodunu kullanan Ebu Hanife, Müslümanların birbirleriyle fikir alışverişine (Şura) büyük önem vermiştir.
Hanefilik Mezhebinin görüşlerinden bir bölümü şöyledir:
* Dinî konuların çözümünde başvurulacak ana kaynak Kur’an (vahiy) ve sünnettir. Müslüman bilginlerin bir araya gerek ortaya attığı fikir ve düşünceler ise icma olup, dinin üçüncü kaynağıdır.
* Hüküm ifade eden sözler kadar, bunların anlamları ve konuluş gerekçeleri de önemlidir. O yüzden ayetlerin niçin indirildiği, hangi olay sonrası böyle bir ayet geldiği incelenmelidir.
* Örf ve adetler fıkhın ikincil kaynaklandır. Dini hükümler tahsis edilirken örf ve adetlerinde bağlayıcılığı vardır.
 

Malikilik

Malik b. Enes’in görüşlerinin etrafında oluşan mezheptir. İmam Malik, Ye m e n l i’dir, fakat bütün hayatı Medine’de öğrencilerine ders vererek geçmiştir. Maliki Mezhebi, gerek İmam Maliki’nin yazdığı eserler, gerekse yetiştirdiği öğrencilerle günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir. Maliki ekolü, Arap Yarımadasında, Afrika’da ve Hicaz bölgesinde yaygındır. İmam Malik’in en önemli eserleri hadisleri derleyip topladığı El Muvatta ve Müdevvetü-l Kübra’dır.
Malikilik Mezhebinin temel görüşleri şöyledir:
* Dinin ilk kaynağı Kur’an, ikincisi ise Sünnet’tir
* Malikilere göre harama götüren her şey haram, helala götüren şey ise helaldir.