Küresel Sorunlarla Küresel Çözümleri

Yayınlanma 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı

Artık dünya bir kaç ülkenin ya da 20 ülkenin aldığı kararlarla yönetilecek bir yer değil. Hiç bir ülke kendi başına kendi sorunlarına cevap olamamakta. Küreselleşme dediğimiz şey hepimizi birbirimize daha çok bağımlılaştırdı ve bu bağımlılık giderek artmakta. Hal böyleyken uluslararası finans sistemi kaynaklı olan ekonomik kriz, küresel sorunlara küresel yaklaşımlar getirmemizi gerektiyor.
Bundan bir ay önce Global Witness adlı bir sivil toplum örgütü özellikle Avrupa ülkelerinin dikkatini çekmek için uluslararası özel finans kuruluşlarının kirli isimlerle olan ilişkilerini bir raporla açıkladı. Raporda sözkonusu edilmiş finansal kuruluşların pek çoğu tüm dünyada aktif olan ve kendi bölgelerinde oldukça tanınan kurumlar. Bu kurumlar iş yaptıkları isimlerin ülkelerinden çok büyük meblağların (örneğin; tahminlere göre bir yılda Afrika’dan çıkan karapara 500 milyar dolar civarında) vergi cennetlerine aktarılmasına yardımcı oluyorlar.
Finansal gelirlerden çok düşük vergi alan ülkeler vergi cenneti olarak adlandırılıyorlar. Bu vergi cennetleri tiranlara, savaş lordlarina hizmet ediyorlar.
Vergi cennetleri aynı zamanda sadece belli bir gelir seviyesinin üzerindekilerin erişimine açık. Dünya genelinde finans gelirlerine uygulanan vergi yüzde 10 civarında iken, emek gücüne dayalı gelirlerden alınan vergiler yüzde 30lar 40lar civarında dolaşıyor. Ancak finans dünyasına girmek belli bir ekonomik birikim gerektirdiğinden işçi sınıfı bu vergi cennetlerinden yararlanamıyor. Hal böyle olunca zengin ile fakir arasındaki uçurum giderek artıyor.
Fakirliğin artmasının pek çok başka belaya sebep oldugu aşikar. Fakirlik arttıkça, açlık sorunları çıkıyor, aileler çocuklarını okula göndermek yerine çalıştırmayı tercih ediyorlar ve böylece çocuk işçiliği ortaya çıkıyor. Fakirlik yüzünden milyonlarca insan en kötü şartlarda onurlarını hiçe sayarak çalışmayı kabulleniyor. Eğitimsiz ve fakir insanların sayılari artikça hem göç başlıyor hem de suç oranı artıyor. Buraya kadar genellikle az gelişmiş ülkelerde kalan sorunlar bu kez gelişmiş ülkelere göçmen sorunu olarak geri dönüyor. Anlayacağınız gelişmiş ülkelerden başlayan sorunlar az gelişmiş ülkeleri etkileyip sonrasında tekrar kaynağına geri dönüyor (Bu arada ilginç bir detay; gıda yetersizliğinden kaynaklandığı düşünülen gıda krizinin çıktığı dönemde en çok kar yapan şirketlerin gelişmiş ülkelerde merkezleri olan gıda şirketleri olduğunu biliyor muydunuz?).
Şu an halkları açlık çeken pek çok ülkenin IMF politikalarıyla tanışmadan önce gıda ürünü ihraç eden ülkeler olması tesadüf değil. IMF 1980’lerde kredi vermek için şu an halen devam eden “ekonomik program” üzerinde anlaşma şartı getiriyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu durum dolayısıyla yakından bildiğimiz gibi IMF hükümetlere olmazsa olmaz çeşitli şartlar sunuyor. İşte IMF’nin şu an halkları açlıkla boğuşan ülkelere yıllar önce sürdüğü şartlar arasında ülkelerin ekonomik gelirlerini arttırarak borç ödemelerini gerçekleştirmeleri için daha çok gelir getirecek şeyler üretmeye başlamaları bulunuyor. Bu şartları kabul eden pek çok ülke pirinç, un gibi gıda ürünleri yerine; çay, kahve gibi ürünler üreterek ihraç etmeye başlıyorlar. Buna bağlı olarak bu ülkelerdeki gıda üretimi düşüyor ve bir zamanlar gıda ihracından para kazanan bu ülkeler bu kez gıda ithal etmeye başlıyorlar. Gıda ürünleri ithal edilmeye başlanınca fiyatları yükseliyor. Kısacası IMF’nin, iyi niyetli ya da değil, yanlış yönlendirmeleri sonucu pek çok ülke ekonomik çöküntüye ugruyor.
Küresel ekonomik krizin sorumlusunun özel finans kuruluşları olduğunu her yerde söyleniyor. Afrika ve benzeri yerlerden çıkan karaparanın vergi cennetlerine ulaşmasına aynı özel finans kuruluşlarının aracı olduğu biliniyor. Zengin ile fakir arasındaki uçurumu arttıranın finans dünyası olduğu biliniyor. Ancak pek çok sorunun kaynağı olan özel finans dünyasının kontrol altına alınması gerekirken aksine, pek çok ülke ekonomik krizin ve daha pek çok sorunun sorumlusu olan bu kurumları, içinde bulundukları bataktan kurtarmak için bunlara para aktarmaya devam ediyor.
Peki ne yapmalı? Sorunun Afrika’nın ya da azgelişmiş ülkelerin sorunu olmadığı, aksine tüm dünyayı ilgilendirdiği açık. İlaveten, yaşanan sorun sadece gıda krizi ya da küresel ekonomik kriz ile açıklanamayacak kadar karmaşık. Bu sorunlardan hiçbirinin tek başına ele alınarak çözülemeyeceği gibi hiçbir ülkenin tek başına (ya da 20 ülkenin) bu sorunları çözemeyeceği de açık. Yapılması gereken tüm dünya ülkelerinin bir araya gelerek tüm sorunları ayrıntılı bir şekilde tanımlamaları ve ortak çözüm yolları bulmaları. Bu çözüm yollarının en başında; (1) uluslararası finans sisteminin tekrar düzenlenmesi; (2) gıda hakkının temel insan haklarından biri olarak tanınması ve buna baglı olarak gıda ticaretine düzenleme getirilmesi; (3) küresel vergi düzenlemeleri getirilmesi ve buna bağlı olarak finansal gelirlere uygulanan vergilerde artışa gidilmesi ya da emek gücüne dayalı gelir vergisinde indirime gidilmesi; (4) IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların tasfiye edilmeyeceklerse yeniden düzenlenmeleri geliyor.

Dünya giderek küçülüyor ve küçüldükçe birbirimize olan bağımlılığımız artıyor. Artık sorunlarımıza küresel çözümler bulmanın zamanı geldi ve hiç geçmeyecek. Artık küresel sorunlara küresel çözümler üretme zamanı, artık harekete geçme zamanı.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile