Cümlelerde Çeşitli Anlam Özellikleri Özet

Yayınlanma 7. Sınıf Türkçe Konu Anlatımı

Acıma

 

* Zavallı adam buz gibi havada sokakta kalmış.

 

* Çocuğun hâlini görünce içim parçalandı.

 

 

 

Saygı, hayranlık

 

* Ayy, böyle bir güzellik karşısında kim duygulan­maz!

 

* Bu resim değil, denizin ta kendisi.

 

* Sayın başkan, kararınız bizim için emirdir.

 

 

 

Övme - yüceltme

 

* Onun güzel sesi, bülbülleri bile kıskandırıyor.

 

* Annem, huriler ve melekler kadar güzeldir.

 

* Bu işi başka hiç kimse bu kadar güzel yapamaz­dı.

 

 

 

Yergi, alay, küçümseme

 

* Bu kız mı bizi orada temsil edecek?

 

* Siz bunlara heykel mi diyorsunuz?

 

* Bunlar saçsa mısır püskülleri de ipek.

 

* Bu beceriksiz adamların elinde kaldık.

 

 

 

Örnek Soru: (2002-OKS)

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "küçümseme" anlamı vardır?

 

A) Bu maçı kazanıp da şampiyon olacaklarmış.

 

B) Eline geçen fırsatları değerlendirmeliydin.

 

C) Ne sen ne de ben, ona bu durumu anlatamadık.

 

D) Ne yazık ki bu konuyu her ikisi de biliyorlarmış.

 

Cevap: A

 

 

 

Örnek Soru:

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "acıma" anlamı vardır?

 

A) Kuzucuğu sabahtandır seviyorlar.

 

B) Yavrucak üç gündür yol yürüyor.

 

C) Anneciğim beni çok bekledin mi?

 

D) Ablacığım yemekler çok güzel olmuş.

 

Cevap: B

 

 

 

Bezginlik, usanç, bıkkınlık

 

* Yeter, artık seni dinleyecek sabrım kalmadı!

 

* Off, bitsin artık bu işkence!

 

* Onun şikâyetlerine artık dayanamaz oldum.

 

 

 

Umutsuzluk - karamsarlık

 

* Bu derde kimse çare bulamaz.

 

* Borçlarımızı ödemek şöyle dursun karnımız bile doymaz.

 

 

 

Çıkışma - azarlama

 

* Bir daha karşıma böyle saçma bahanelerle gelme.

 

* Bu terbiyesizliklere bir son ver artık.

 

 

 

Özlem

 

* Güzel yurdum, dağlarını uzaktan göresim gelir.

 

* İzmir'in o kirli körfezi bile burnumda tütü­yor.

 

 

 

Şaşma

 

* İnanmıyorum, gerçekten sen misin bu?

 

* Aaa! O da mı gelmiş?

 

 

 

Yol gösterme - öğüt verme, tehdit

 

* Bu saçma sapan fikirleri bırak da dört elle işine sarıl.

 

* "Alma mazlumun ahım, çıkar aheste aheste."

 

* Ayağını denk al.

 

 

 

Yalvarma, yakarma

 

* Ne olur, artık gerçekleri söyleyin.

 

* Yalvarırım acıyın bize.

 

 

 

Üzülme - hayıflanma

 

* Tüh tüh! Demek, her şey yerle bir oldu.

 

* Bir tarih, gözlerimizin önünde yok oluyor.

 

 

 

Pişmanlık

 

* Bunları ona söylemekle ne aptallık ettim.

 

* Keşke seni dinleseydim.

 

 

 

Uyarı

 

* Dışarı çıkarken mutlaka şapkanızı alın.

 

 

 

Gerçeğe ulaşma, bir şeyin farkına varma

 

* Meğer burnumuzun dibindeki güzellikleri görmüyormuşuz.

 

* Bizim kızın ne kadar da hayranı varmış.

 

* Ben de bu konuyu hiç anlayamam sanıyordum.

 

 

 

Çaresizlik, elden bir şey gelmeme

 

* Ölümden kurtulan var mı?

 

* O, karşımda günden güne eridiği hâlde benim elimden hiçbir şey gel­miyor.

 

 

 

Sevinç - mutluluk

 

* Yaşasın! Yarın bayram.

 

* Tatile girdik, kuşlar gibi hürüm artık..

 

* Oh be, artık her istediğimi yapabilirim.

 

 

 

Yiğitlik - meydan okuma

 

* Var mı bana yan bakan?

 

* Karşıma çıkanın vay hâline...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile