kader

Yayınlanma 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Konu Anlatımı

1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye Göre Yaratmıştır
   2. Kader ve Evrendeki Yasalar
   3. İnsan İradesi ve Kader
       3.1. İnsanın Özgürlüğü ve Sorumluluğu
       3.2. İnsanın Çabası: Emek ve Rızık
       3.3. Dünya Hayatının Sonu: Ecel ve Ömür
   4. Allah’a Güvenmek (Tevekkül)
   5. Ayete’l-Kürsi ve Anlamı


Bu ünite için tavsiye kitaplar:
1 - Kaderi Merak Ediyorum, Özkan ÖZE, Uğurböceği Yayınları
2 - Allah'ı Merak Ediyorum 1, 2, Özkan ÖZE, Uğurböceği Yayınları
3 - Büyük İslam İlmihali, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları


1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye Göre Yaratmıştır

Çevremizdeki varlıklara dikkat ettiğimizde her şeyin belirli bir ahenk ve düzen içerisinde hareket ettiğini görürüz. Allah, kâinatta bulunan her şeyi bir plan ve ölçü içerisinde yaratmıştır. Bu ölçü, evrendeki varlıkların tutarlı ve uyumlu bir sistem oluşturmalarını sağlamıştır. Allah’ın yarattığı hiçbir şeyde düzensizlik ve dengesizlik görülmez. Allah insandan evreni incelemesini, ondaki uyum ve denge üzerinde düşünmesini istemiştir: “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabb’imiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen yücesin. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmrân suresi, 191. ayet.) ayeti bu konuya örnektir.

Canlılar, yaşayabilmek için atmosfere, nefes alabilmek için oksijene ihtiyaç duyarlar. Bazı canlılar oksijen tüketip karbondioksit açığa çıkarırlar. Bitkiler ise besin üretmek için karbondioksit kullanıp oksijen üretirler. Bu durum canlıların yaşamı için Allah’ın koymuş olduğu kanunlardan biridir.

Denizlerdeki tuz, orada yaşayan canlılar için uygun orandadır.
Gezegen ve yıldızların büyüklükleri, aralarındaki mesafe, evrendeki düzen ve dengeyi sarsmayacak şekilde Allah tarafından konulmuştur.
Evren ve içindeki varlıkların belli düzen ve ölçüye göre yaratıldığı Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: “Biz her şeyi bir ölçüye (bir düzene, plana) göre yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet.) Her şeye hayat veren ve varlığı belli bir amaca göre yaratan Allah’tır. Yaratma sürekli olarak devam etmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de evrendeki ölçü ve dengeye şöyle dikkat çekilmiş ve insanın buna göre hareket etmesi istenmiştir: “Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte)dir. Yıldızlar ve ağaçlar (Allah’a) secde ederler. (Allah’ın koyduğu ölçülere göre hareket ederler.) Göğü Allah yükseltti ve mizanı (dengeyi) o koydu. Sakın dengeyi bozmayın.” (Rahmân suresi, 5-8. ayetler.) Allah’ın her şeyi belli bir ölçüye göre yarattığı başka bir ayette şöyle belirtilir: “...Her şeyi yaratmış, ona bir ölçü, biçim ve düzen vermiştir.” (Furkân suresi, 2. ayet.) Bir diğer ayette ise güneş ve ayın belli bir yörüngede döndüklerinden şöyle bahsedilmektedir: “Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan odur. Her biri bir yörüngede hareket etmektedir.” (Enbiyâ suresi, 33. ayet.) Allah’ın evreni yaratıp düzene koymuştur. Örneğin yağmurun bir ölçüye göre indirildiği şöyle haber verilmektedir: “Gökten bir ölçüye göre suyu indiren odur. Biz onunla (kupkuru), ölü bir memlekete hayat veririz...” (Zuhruf suresi, 11. ayet.)

Allah her şeyi yerli yerinde yaratmıştır. İnsan ve hayvanları yaratmadan önce, yeryüzünü onların yaşamalarına uygun bir şekilde hazırlamıştır. Dünyadaki hayat, onun yarattığı düzen ve denge içerisinde sürüp devam etmektedir. Bize düşen evrendeki düzeni korumaktır. Bu harika düzeni keşfetmeye yönelik yapılan bilimsel araştırmalar, Allah’ın her şeyi ölçülü bir şekilde yarattığı gerçeğini anlamamıza katkı sağlamaktadır.

2. Kader ve Evrendeki Yasalar



KADER; lügatte; "ölçü, ölçme, miktar, bir şeyi ölçerek belirli bir ölçüye göre yapmak, onu takdir ederek tayin ve tahsis etmek", anlamlarına gelir.

TERİM ANLAMI: Allah’ın evrende olacakların hepsini önceden bilip takdir etmesine (ölçüp biçip, belirli kılmasına) “kader” denir.

KAZA: Sözlükte; "bir şeyi sonuna getirerek hükme bağlamak", yani onun sözle veya hareketle tamamlanması, "fiillerin zamanında yaratılması"dır. Allah'ın önceden bilip takdir ettiği olayların zamanı gelince gerçekleşmesine "kaza" diyoruz.

Allah’ın her şeyi belli bir ölçü, düzen ve uyum içerisinde programlamasına kader denir. Zamanı geldiğinde olayların bu programa uygun olarak gerçekleşmesine kaza denir. Örneğin yerçekimi kanununun Allaht arafından programlanması kaderdir. Bu kanun nedeniyle yüksekten bırakılan bir cismin düşmesi ise kazadır. Buharlaşan havanın yağmur ve kar taneleri şeklinde toprağa düşmesi, canlıların bitkilerle olan oksijen ve karbondioksit değişimi gibi olayların tümü Allah’ın takdirine bağlıdır. Nitekim Yüce Allah bir ayette, “Biz her şeyi bir kadere (bir düzene, ölçüye, plana) göre yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet.) buyurmuştur.

Allah, evrenin düzeni ve işleyişini birtakım yasalara bağlamıştır. Bunların başında fiziksel yasalar gelir. Fiziksel yasalar madde ve enerjinin oluşumu, değişimi, yapısı, hareketi ve maddeler arası ilişkilerle ilgili prensiplerdir. Deney, gözlem ve araştırmalar neticesinde anlaşılabilen bu yasalar değişmez olup evrensel bir niteliğe sahiptir ve Allah’ın evrende yarattığı düzenin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur. Örneğin evrendeki cisimler, birbirlerini bir kuvvetle çeker ve iterler. Cismin kütlesi ne kadar büyük olursa çekme ve itme kuvveti o kadar büyük olur. Böylece çekme ve itme kuvveti dengelenmiş olur. Güneş, bu kuvvetle gezegenleri kendine doğru çeker ve onların yörünge üzerinde kalmalarını sağlar.

Fiziksel yasalar, Allah’ın üstün kudret sahibi olduğunu ve her şeyi hakkıyla bildiğini gösterir. Bu konuda Allah şöyle buyurur: “Onlara bir delil de gecedir ki biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de birden karanlığa gömülürler. Güneş de (bir delildir onlara), akar gider yörüngesinde. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın yaratmasıdır...” (Yâsîn suresi, 37-40. ayetler.) Fiziksel yasalara dayalı olarak gelişen teknoloji ve onun ürünleri insanların yaşamlarını kolaylaştırır. Telefon ve bilgisayar gibi aletler, teknoloji ürünleridir. Bunların tasarımlarında insanların evrende keşfettikleri ve pratiğe döktükleri fiziksel yasalar vardır. İnsan, aklı ve zekâsıyla fiziksel yasalardan hareketle icat ettiği araçları insanlığın hizmetine sunar.

Biyolojik yasalar; canlıların yapısı, beslenmesi, korunması, gelişmesi ve üremesiyle ilgili yasalardır. Her şeyi bir sebebe bağlayan Allah; bitki, insan ve hayvanların oluşumunu biyolojik yasalara bağlı kılmıştır. Evrendeki biyolojik yasalar, her canlı türünü doğrudan ilgilen dirmektedir. Örneğin insanın yaşaması için solunum, sindirim ve dolaşım gibi sistemlere sahip olması gerekir. Canlılar dış dünyayı algılayabilmek için duyu organlarına ihtiyaç duyarlar. İnsanın yaratılış gerçeği hakkında Allah şöyle buyurur: “(Ey insanlar!) Biz sizi basit bir sudan yaratmadık mı? İşte o suyu, belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik, sonra da ona ölçülü bir biçim verdik...” (Mürselât suresi, 20-23. ayetler.)

Hayvanların vücut yapıları yaşayabilecekleri biçimde yaratılmıştır. Örneğin balıklar suda solunum yapabilmek için solungaca, kuşlar uçabilmek için iki kanada ihtiyaç duyarlar. Etle beslenen hayvanların çene yapıları, otla beslenenkilerden farklıdır. Deve, sıcak iklimde günlerce susuz yaşayabilme özelliğine sahiptir. Yılan, kertenkele ve kaplumbağa gibi hayvanlar hava ısınıncaya kadar kış uykusuna yatarlar.

Allah, toplumsal olaylar arasında var olan sebep sonuç ilişkisini gösteren yasalar koymuştur. Bunlara toplumsal yasalar denir. Örneğin gelir dağılımının adil olduğu toplumlarda yoksulluk azalır, adaletin olmadığı toplumlarda barış bozulur. Eşitlik ve adalet yoksa toplumda bunalım ve kargaşa ortaya çıkar.

Kuraklık sonucu açlık ve susuzluk yaşayan insanların, yaşanabilir yerlere göç etmeleri ve tarımsal üretimin azalıp sanayileşmenin artmasıyla köyden kente göçün hızlanması toplumsal yasalara örnek verilebilir.
Aynı şekilde her insan gibi toplumların da bir ömrü olduğu Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilir: “Her toplumun (belirli) bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde onu ne bir an erteleyebilirler ve ne de bir an öne alabilirler.” (A’râf suresi, 34. ayet.)
Toplumsal yasalar Kur’an-ı Kerim’de “sünnetullah” kavramıyla dile getirilir. Sünnetullah, Allah’ın evrene koymuş olduğu yasalardır. Bir ayette bu durum şöyle ifade edilir: “…Sen Allah’ın yasasında (sünnetullahta) hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın yasasında asla bir sapma da göremezsin.” (Fâtır suresi, 43. ayet.) Kur’an-ı Kerim, toplumsal yasaların işleyişi hakkında düşünmeyi ve buna göre davranmayı öğütler: “Onlar yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı?...” (Fâtır suresi, 44. ayet.)
Toplumsal bozulma ve çöküntü, toplumun tümünü etkiler. Yüce Allah’ın belirlediği değişmez toplumsal yasaları (sünnetullah) dikkate almayan toplumların çöküşü kaçınılmaz olmuştur. Kur’an’da anlatılan peygamber kıssalarına bakıldığında peygamberlerin uyarılarına aldırış etmeyen toplumların ağır bedel ödedikleri görülür.

Toplumsal yasaları bilmek, insanların çevresiyle uyum içerisinde yaşamasını sağlar. İnsanların birbirlerinin hak ve hukuklarına özen göstermelerini ve zarar verici davranışlardan kaçınmalarını gerektirir. Yapılan haksızlığın yapanın yanında kâr kalmayacağı ve bundan tüm toplumun etkileneceği konusunda Kur’an’da şöyle buyrulur: “(Öyle) Bir fitneden sakının ki aranızdan yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz (hepinize erişir)...” (Enfâl suresi, 25. ayet. ) Bu bakımdan adalet, sağlık ve güvenlik konularında toplumsal bilincin oluşması, toplumun huzuruna katkı sağlar. Bizler de toplumsal yasalar gereği, başkalarına iyilikte bulunmalı ve yararlı birey olmaya çalışmalıyız.