İnsan İradesi ve Kader

Yayınlanma 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Konu Anlatımı

 İnsan İradesi ve Kader

Akıl ve irade sahibi olan insan; düşünce, söz ve davranışlarında özgür bir varlıktır. İnsan, bu özgür irade ve akıl sayesinde iyiyi kötüye, doğruyu da yanlışa tercih edebilir. İnsanın iradesi denildiğinde genel olarak en az iki seçenekten birini tercih etme gücü anlaşılır. İnsan yaratılış bakımından diğer varlıklardan farklıdır. Özellikle tercih hakkı onu diğer varlıklardan ayırır. Özgür iradesiyle seçim yapabilen insan, bundan dolayı işlediklerinden sorumlu tutulmuştur. Allah, peygamberler göndererek nelerin iyi ve nelerin kötü olduğunu insanlara açıklamıştır. Bu konuda Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “Ona iki yolu (iyi ve kötüyü) gösterdik.” (Beled suresi, 10. ayet.)
İnsan, irade ve seçme hürriyetiyle dilediği davranışı gerçekleştirir. Kur’an’da iyi-kötü, doğru-yanlış olan söz ve davranışlar açıklanmış, bunların seçimi ise insana bırakılmıştır. Bu hususla ilgili bir ayette insanın tercih özgürlüğüne şöyle vurgu yapılmıştır: “Kim doğru yolu seçerse bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur, kim de doğruluktan saparsa kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üstlenmez…” (İsrâ suresi, 15. ayet.) Dinimiz akıl sahibi olmayı sorumluluğun şartlarından saymıştır. Bu bakımdan akıl ve özgür irade sahibi insan, sorumluluğu başkasında aramaz. Yaptıklarının kendisine ait olduğu bilinciyle sonucuna katlanamayacağı davranışlardan uzak durur.

Trafik kazaları konuyla ilgili dikkat çekici bir örnektir. Günümüzde birçok trafik kazası olmaktadır. Trafik kazalarının en önemli sebepleri arasında alkollu araç kullanmak ve aşırı hız yapmak gelir. Bu durumunda kişi, öncelikle suçu kendinde aramalıdır. Çünkü akıl ve irade sahibi insanın trafik kurallarını ihlal etmesi kendi tercihidir. Bu nedenle insan yaptıklarından sorumlu tutulur.
İnsanın kaderi, Allah’ın evrende belirlediği yasalarla düzenlenmiştir. Buna bağlı olarak insanın eylemleri, zorunlu ve seçime dayalı olmak üzere iki kısımdır. Kalbimizin çalışması, nefes alıp vermemiz, sindirim sisteminin çalışması bizim irademiz dışında gerçekleşir. Ne zaman, hangi anne ve babadan dünyaya geleceğimiz, cinsiyetimizin ne olacağı, göz rengimizin nasıl olacağı, nerede ve ne zaman öleceğimiz gibi konular bizim tercihimize bırakılmamıştır. Tüm bunlar, Allah’ın yarattığı fiziksel, biyolojik ve toplumsal yasalar çerçevesinde gerçekleşir. Bundan dolayı kendi seçimimize dayalı tercihlerimizi, irademiz dışında gerçekleşenlerden ayırt etmeliyiz. İnsana düşen gayret etmek, sebeplere sarılmak, çalışmak ve araştırmaktır. Sonucu takdir edecek olan Allah’tır. İnsan elde ettiği güzelliklerden dolayı Allah’a teşekkür etmeli, karşılaştığı darlık ve zorluğun üstesinden gelmesini bilmelidir. İnsan, Allah’ın kendisine akıl ve hür irade verdiğini unutmamalı, karşılaştığı olumsuzlukları alın yazısı ve talih diyerek kadere yüklememelidir.

3.1. İnsanın Özgürlüğü ve Sorumluluğu

İnsanın özgürlüğü, zorlama ve baskı olmadan kendi iradesiyle karar vermesidir. Sorumluluk ise verdiği karar sonrasında doğan sonuçları kabul etmesidir. İslam dini, söz ve davranışlardan sorumlu tutulmayı akla ve özgür iradeye bağlı kılmıştır. Akıl ve irade sahibi olmayan diğer tüm canlılar, yaptıkları davranışlardan sorumlu tutulmazlar.

Yüce Allah, insanın sorumluluğunu gücüyle sınırlı tutmuştur. Bu durum Kur’an’da şöyle ifade edilmiştir: “Allah,
hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır…” (Bakara suresi, 286. ayet.) Bundan dolayı dinimiz, insanın gücünü aşan konuları, sorumluluk alanı dışında tutar.

İnsanın sadece kendi yaptıklarından sorumlu tutulacağı, Kur’an-ı Kerim’de şöyle dile getirilir: “…Hiçbir kimse başkasının günahını yüklenmez…” (Zümer suresi, 7. ayet.) Allah adalet sahibidir ve kullarına asla zulmetmez. İnsan, aklı ve özgür iradesiyle ortaya koyduğu söz ve davranışlarından sorumlu tutulur. İnsan kendi iradesiyle karar verir ve seçimini yapar. İyi tercihin karşılığında sevap, kötü tercihin karşılığında ise günah kazanır.

Allah, insanoğluna akıl ve irade yanında iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmesi için rehber olarak ilahî kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Din seçiminde ise insanı özgür bırakmış ve bu konuda şöyle buyurmuştur: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır...” (Bakara suresi, 256. ayet.) Yüce Allah bütün insanların inanmasını istemekle birlikte iman konusunu insanın özgür iradesine bırakmıştır. Allah, Kur’an’da gerçekleri ve doğruları açıklamış ve insanın, tercihlerinin sonuçlarına katlanması gerektiğini şöyle bildirmiştir: “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” (İnsan suresi, 3. ayet.)

İnsan, sarfettiği sözlerde ve sergilediği davranışlarda sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Bu bakımdan akıl ve iradesini, iyi ve doğru olanı tercih etme yönünde kullanmalıdır. “Kaderim böyle” diyerek sorumluluktan kurtulmanın mümkün olamayacağı gerçeğini

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile