Yeryüzünde Bitki Örtüsünün Dağılışını Etkileyen Faktörler

Yayınlanma Kpss Coğrafya

Yeryüzünde Bitki Örtüsünün Dağılışını Etkileyen Faktörler

1-İklimin Etkisi

a)Yağış Faktörü:

Yağış bir yerdeki bitki yoğunluğunu yani bitkilerin ot, çalı veya ağaç olmasını ve bunların miktarının az ya da çok olmasını belirler.

Her bitkinin istediği su miktarı farklıdır. Yağışlı bölgelerde gür bitki toplulukları görülürken kurak bölgelerde bitki örtüsü seyrekleşir, çöllerde kurakçıl ve seyrek bazı otlara ve çalılara rastlanır.

b)Sıcaklık faktörü:

Bitkilerin gelişebilmesi için belli bir sıcaklığın olması gerekir. Sıcaklık bir yerdeki bitki türlerini belirler örneğin ağaçların iğne yada geniş yapraklı olmasını belirler. Sıcak orta kuşakta her tür bitki yetişme alanı bulabilirken soğuk kutup bölgelerinde ve yükseklerde düşük sıcaklık şartları nedeniyle bir çok bitkiye rastlanmaz.

2-Yer Şekillerinin Etkisi

Dağ sıraları ve dağların uzanışı bitki örtüsünün yayılışını etkiler. Kıyıya paralel uzanan dağlar deniz etkisini iç kesimlere sokmadığı için iç kesimler bitki bakımından fakirleşirken, dağların denize bakan yamaçları daha zengin bitki örtüsüne sahip olur.

Yükseklere çıkıldıkça sıcaklıklar azaldığı için bitki örtüsü türü ve yoğunluğu azalır. Belli bir yükseltiden sonra artık bitki yetişmez.

Eğimli yamaçlarda gür bitki örtüsü görülür çünkü düz alanlar insanlar tarafından işgal edilmiştir.

Bakı bitki örtüsünün yayılışında en önemli faktörlerden birisidir. Güneşe dönük yamaçlar uygun sıcaklık şartları sayesinde hem bitki türü hem de bitki yoğunluğu bakımından daha zengindir.

3-Toprak Faktörü

Bitkiler kökleriyle toprakta tutunur ve gıdalarını topraktan alırlar. Bu nedenle yeterli kalınlıkta toprak örtüsü olmayan yerlerde bitkilerde yaşayamaz.

Toprağın yapısı; Toprağın yapısı, üzerinde yetişen bitki türünü belirleyebilir.

Toprağın dokusu; Toprağın sık ya da gevşek oluşu bitki oluşumunu etkiler

4-Biyotik Faktörler

Tarih boyunca insanlar yaşam faaliyetleri nedeniyle çevrelerindeki bitki örtüsünü sürekli değiştirmişlerdir. İnsanların bitki örtüsü üzerindeki etkileri daha çok olumsuz olmuştur.

İnsanlar, çeşitli açılardan bitki örtüsü üzerinde etkili olmuştur.

Olumsuz etkiler

Savaşlar, Tarım alanı açma, Yakacak ihtiyacı, Orman yangınları, Hayvan

otlatma, Yol yapımı, Orman alanlarını imara açma, Sanayileşme

Olumlu Etkiler

Bitki türlerinin yayılması, Bitki türlerinin korunması, Bitki türlerinin geliştirilmesi, Çeşitli hayvan türleri bitkilerin farklı yörelere taşınması sayesinde bitki yayılışına etkide bulunur. Bitkilerin tozlaşmasına katkıları vardır (Meyve bahçelerinde arı bulundurulması)

Yeryüzünde Oluşan Bitki Formasyonları

 

ağaç formasyonu

Ağaç Formasyonu

Ormanların temel unsuru ağaçtır. Ağaçların oluşturduğu topluluklara orman denir.

Yağış, sıcaklık ve toprak şartlarının elverişli, yetişme devresinin uzun olduğu her yerde ağaç yetişir. Yağış azlığı, şiddetli buharlaşma ağaç yetişmesine engel olur. Ormanların temel unsurudur.

Başlıca Orman Türleri

Yaprak biçimine göre: yayvan yapraklı ormanlar, iğne yapraklı ormanlar

 

1-Ekvatoral Yağmur Ormanları

2-Muson Ormanları

3-Orta Kuşağın Karışık Ormanları

4-Tayga Ormanları

Çalı Formasyonu

Maki, Garig ve Psödomaki

 

 

Maki

maki bitki örtüsü

Karakteristik özellikleri, kışın yapraklarını dökmemeleri ve yaz kuraklığına dayanıklı olmak için yaprak, gövde ve kök sistemlerinin su kaybını önleyecek yapıda olmalarıdır. Genelde Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde ve orman tahribinin yoğun olduğu sahalarda ince göv****, sert, bazen kenarları dikensi, cilalı daimi yeşil yapraklı 2-3 m. boyları olan, çalı görünüşlü ya da ağaççık şeklindeki bitki toplulukları maki formasyonu olarak adlandırılır

Başlıca Maki Türleri

Filarya, Zakkum, Laden, Katırtırnağı, Ardıç Sumak, Harnup (keçi boynuzu),

Sandal, Mersin, Kocayemiş, Pırnal Meşesi, Funda, Defne, Menengiç Sakız ağacı,

Ilgın, Yabani zeytin,(****, ****ce)

Garig

Garig formasyonu, Akdeniz ikliminin hakim olduğu alanlarda ancak toprak şartlarının daha elverişsiz eğimlerin daha fazla ve yağışların daha az olduğu kesimlerde ayrıca makilerin tahrip olduğu sahalarda görülür.. Bunlar son derece kurakçıl bitki topluluklarıdır.

Başlıca türleri kermez meşesi, akçakesme, kekik, adaçayı,laden, katran ardıçı ve gevendir.

garig bitki örtüsü

Psödomaki(Yalancı maki-yalancı çalı)

Ormanların tahrip edildiği yerlerde oluşan yalancı çalı türleridir. Kışın yapraklarını dökerler.

psödamaki

Ot Formasyonu

İklim,toprak ve yer şekilleri gibi şartların ağaç yetişmesine olanak vermediği yerlerde, belirli zamanlarda yağan yağışa veya tamamı toprağın derinliklerine sızmayan suya bağlı olarak yetişen ot cinsinden bitkilerin oluşturduğu topluluktur.

Savan

Savanlar uzun süre yeşil kalan , gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında ormanlar görülür.

Kurak mevsimin uzun sürdüğü tropikal bölgelerde görülen, tek tük ağaçlar serpili büyük çayırlardan oluşan bitki topluluğu, Güney Afrika’da ve Doğu Afrika’da başlıca bitki topluluğu olan, boyları yer yer iki metreyi bulabilen köksaplı bitkilerden ve buğdaygillerden oluşur.

Step(Bozkır)

İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur.

 

Bozkır bitki örtüsü içinde geven , deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır. Yağışların daha az mevsimler arasındaki sıcaklık farklarının daha fazla olduğu alanlar ot formasyonunun geliştiği sahalardır. Steplerin bir kısmı doğal olurken bir kısmı da ormanların insanlar tarafından tahribi sonucu ortaya çıkmıştır. (Bu şekilde oluşan bozkıra Antropojen Bozkır denir)İç Anadolunun orta bölümü (Konya ve Ereğli havzaları, Tuz gölü çevreleri) asıl step sahasıdır.

Step formasyonunun gelişme gösterdiği bu bölümde yağışlar 250 mm. altına düşer.

Bu sahada görülen bitkiler kendilerini kurak şartlara son derece adapte etmişler ve keçe gibi tüylü dikenli, az yapraklıdırlar.

Çayır

Çayırlar genellikle düz ve taban suyu yüksek olan taban arazilerde teşekkül etmişlerdir. Toprak uzun süre nemli olduğundan bitki örtüleri sık ve yüksek boyludur

çayır bitki mrtüsü

Sık ve yüksek boylu olan bitki örtüleri sıkı bir çim kapağı meydana getirerek toprağı sıkıca tutar.

Aktif büyüme döneminde yapraklar tüm yüzeyi kapatır.

Biçilerek değerlendirilen bu alanlardan elde edilen ot kış aylarında hayvanlara verilir.

 

Alpin Çayırlar

Genellikle dağların yüksek kesimlerinde orman örtüsünün üst sınırından sonra ortaya çıkan ot örtüsüdür olarak bilinir. Ülkemizde Alpin çayırlar dağların 2100 m. den sonraki kesimlerde görülmeye başlar.

alpin çayırlar

İlkbahar ve yaz mevsimlerinde karların erimesi ile ortaya çıkan bu çayırlar rengarenk açan çiçekleri yanında yer yer de 1 m.’yi bulan uzun boyları ile dikkat çekerler.

Tundra

Yosun ,ot ve cılız çalılıklardan oluşan bitki örtüsüdür. Tundra, kutba en yakın bitki örtüsüdür.

tundra bilgi örtüsü

Kuzey ülkelerinde rastlanan, yapısına likenlerin de katıldığı bodur ot toplulukları. Tundralar yılın dörtte üçünden uzun bir süre karlarla örtülü kalır. Bunun için kutup bölgesi dışında yetişen bazı ağaçlara burada ancak bodur çalılar halinde rastlanır. Kutup söğüdü ve bodur huş bunlara misal verilebilir.

Hakim bitki topluluklarını karayosunları ve likenler (Ren geyiği likenleri vs.) meydana getirir.

Dünya üzerindeki iklim tiplerine bağlı olarak bitki örtüsü ekvatordan kutuplara doğru

Geniş yapraklı ormanlar

Savanlar

Kaktüs

Bozkır

Maki

Orman-çayır

İğne yapraklı ormanlar

Tayga ormanları

Tundra

Şeklinde sıralanır.

Her bitkinin kendine has bir iklim özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür.(kutup iklimi hariç)

Farklı bölgedeki iklimin benzerliği tabii bitki örtüsünün benzerliğini kanıtlar.

Yer şekillerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesi bitki örtülerinin de kısa mesafeler dâhilinde değişmesini sağlar.

Bitki örtüleri yeryüzüne dağılışlarında aralıksız kuşaklar oluşturmazlar.

Enlem farkı arttıkça ve farklı enlemlerden oluştukça bitki örtüsüde çeşitlenir.

Bitki örtüsü iklimin bir nedeni değil iklimin bir sonucudur.

Bitki Topluluklarının Coğrafi Dağılışı

Ekvatoral yağmur ormanları

Amazon Havzası, Senegal’den Gine körfezine kadar olan saha

Kongo Havzası, Güneydoğu Asya adaları

Muson Ormanları

Güneydoğu ve Doğu Asya’da Hindistan, Japonya, Tayland, Vietnam,Endonezya, Doğu Çin, Kore, Avustralya’nın kuzeybatısı, Filipinler, Güneydoğu Afrika

Orta Kuşağın Karışık Ormanları

Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir

Tayga OrmanlarıDeniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür. Orta ve doğu Avrupa Asya’nın kuzeyi(Sibirya) Kanada ve ABD nin kuzeyinde görülür.

Maki

Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler (Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.), Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.

En geniş anlamıyla 30-40 derece enlemleri arasında kıtaların özellikle batı kıyıları

Savan

Güney ve Orta Afrika, Sudan,Güney Amerika‘da Brezilya’daVenezüella, Kolombiya, Peru ve Bolivya’da etkilidir. Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında

(10-20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülür)

Bozkır(Step)

Sıcak ve ılıman kuşak kara içlerinde görülür.

Yurdumuzda İç Anadolu Bölgesinde ve Ergene Bölümünde görülen karasal iklim buna örnektir.

Çayır

Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı).

Alpin çayırlar dağların yüksek kesimlerinde görülür

Tundra

Sibirya, İskandinavya Yarımadasının kuzeyinde, Kanada’nın kuzeyinde,

Grönland adasının kıyı kesimleri.Yaklaşık olarak 70-80 enlemleri çevresinde görülür.Güney yarımküredeki etki alanı KYK dekine oranla çok azdır bunun nedeni GYK de okyanusların geniş alan kaplamasıdır.

Çöl Bitkileri

Kızılkum (Özbekistan), Karakum (Türkmenistan), Gobi (Moğolistan), Taklamakan (Çin) , Arizona (A.B.D) çölleri,Kuzey AfrikaArap yarımadası

Avustralya’nın iç kesimleri

 

Nüfus Sayımları

NÜFUS SAYIMLARI

Nüfus sayımı

Bir ülkenin sınırları içinde yaşayan kişilere yönelik demografik, ekonomik ve sosyal verilerin toplanması ve bu verilerin değerlendirilmesi işlemine nüfus sayımı denilmektedir. (Belli bir ülkede yaşayan insanların belli bir günde sayılması demektir )Sayımın yapıldığı güne “ sayım günü” denir.

Tarih boyunca çeşitli amaçlarla birçok nüfus sayımları yapılmıştır. Ancak yapılan sayımlar bu günkü sayımlarla aynı özellikte olmayıp günümüz sayımlarına göre yapılış, amaç, elde edilen sonuçlar bakımından oldukça yetersiz durumda idi.

20. yüzyıldan önce yapılan nüfus sayımlarının özellikleri

1- Bu sayımlar genel olarak çok dar amaçlara hizmet etmek için ( Asker ve vergi alma işlemleri) yapılmaktaydı.

2- Bu nüfus sayımları belirli aralıklarla yapılan periyodik sayımlar değildi.

3- Bu sayımlarda elde edilen bilgilerin bulunduğu istatistikler yeterince tutulmamış ve değerlendirilememiştir.

4- Bu sayımlarda ülkeler arasında bir birlik ve uygulamada ortaklık yoktu, dünya ülkeleri kendilerine göre değişik sayım yöntemleri kullanıyordu.

5- Bu sayımların sonuçları sıhhatli değildi ve düzenli olmadığı için dünya nüfusu hakkında yeterli bilgiler vermiyordu.

Dünyada ilk modern manada nüfus sayımları İskandinav Ülkelerinde yapılmıştır.

 

Ülkemizde nüfus sayımları

Osmanlı İmparatorluğu döneminde istatistik çalışmaları, başlangıçta devlete belirli hizmetler yapmakla yükümlü memur ve sipahilere bırakılan gelir kaynaklarının nicelik ve değişmelerini saptamak amacıyla, 30–40 yıl gibi aralıklarla nüfus ve toprak sayımları yapılması şeklinde düşünülmüştür.

Osmanlı Dönemi öncesine ilişkin istatistik çalışmaları hakkındaki bilgilerimiz ise ek******.

İmparatorluk yeni kurulduğu sıralarda nüfusla birlikte tarım ve arazi konularında bilgi toplamaya özel önem verilmiş; 1326–1360 ve 1360–1389 yılları arasında toprak ve nüfus sayımları yapılmıştır.

Daha sonra Padişah Kanuni Sultan Süleyman genel bir sayım yaptırmaya teşebbüs ederek, bunun her yüzyılda bir tekrar edilmesini Kanunname’ye yazdırtmıştır. Tarihçiler bu dönem içinde 1566–1574 yıllarında Genel Nüfus ve Arazi Sayımı, 1608 yılında tekrar bir nüfus sayımı uygulandığını yazmaktadır.

Kemankeş Kara Mustafa Paşa Sadrazamlığı sırasında nüfus sayımlarının ülke için gereğini belirtmiş ve bunların otuz yılda bir tekrarlanmasını karar altına aldırtmıştır. Ancak sayısız savaş nedeniyle, bu süreye gereğince uyulmadığı gibi, sayım girişimleri sonuçlandırılamamış, fakat çalışmalara ve bilgi toplama faaliyetine devam edilmiştir.

19.Yüzyılın başından itibaren Âdemi Merkeziyet sistemine dayalı olarak merkezde her nezarette, taşrada ise vilayet ve kazalarda istatistik büroları açılmış ve bunların çalışmalarını takip ve kontrol etmek için de ayrı bir merkezi organ kurulmuştur.

Başarı ile sonuçlandırılan ilk Nüfus Sayımı 1831 yılında yapılmıştır. Esas amacı askerlik yapabilecek halkın sayısı ve yeni vergi kaynaklarının saptanması olan bu sayımda, Rumeli ve Anadolu’da bulunan tüm İslam ve Hıristiyan erkek nüfus kapsanmıştır.

II. sayım 1844 yılında kadın nüfusu da kapsayan bir nüfus sayımı daha yapılmış, amacı da kimlik verilecek vatandaşları belirlemektir. 1854’te ise yeni bir nüfus sayımına daha girişilmişse de bunun sonuçlandırılması kabil olmamıştır. 1870 yılında yapılmasına karar verilen Genel Nüfus Sayımı da uygulanamamıştır. III. sayım 1874’te yapıldı, Tuna vilayetleri sayıldı, Trablusgarp ve Arabistan nüfusu tahmin edildi. Bu sayıma göre Anadolu’daki nüfus sayısı 12 milyon civarında idi.

Aynı dönemde Nüfus Sicili Nizamnamesi çıkarılmış ve ilk kez Nüfus Müdürlüğü kurularak nüfus tezkereleri ile doğum, ölüm, yer değiştirme olaylarının kaydına başlanmıştır. 1891 yılında Bab-ı Ali’de Merkezi İstatistik Encümeni kurulmuş, istatistik hizmetleri kanuni bir esasa bağlanmıştır.

1918 yılında çıkarılan yeni bir kanunla istatistik faaliyeti sadarete bağlı istatistik Müdüriyet-i Umumiye’ si bünyesinde toplanmış, kanunun uygulamasına bir yıl devam edildikten sonra kaldırılmış ve eski sistem Cumhuriyete kadar devam etmiştir.

Cumhuriyetten Sonra Nüfus Sayımları

“Efendiler, nüfus meselesi bir memleketin en önemli hayati meselelerindendir. İdarî, askerî, malî ve iktisadi meselelerde memleket nüfusunun gerçek sayısını bilmek ne kadar gerekli ise her sene yapılacak istatistiklerle nüfusun artış veya azalış miktarı anlaşılmadan artış nedenlerinin devam ettirilmesi ve azalış nedenlerinin yok edilmesi için tedbir almanın mümkün olmayacağı bellidir. Bundan dolayı yeniden nüfus sayımı yapılmasına pek acil ve kesin bir lüzum muhakkaktır.” Atatürk

Cumhuriyetin ilanından sonra, Türkiye’nin karşılaştığı önemli ihtiyaçlardan biri de ülkemizde yaşayan nüfusun sayısının, sosyal ve ekonomik niteliklerinin bilinmesi olmuştur.

Ülkemizde ilk düzenli sayım cumhuriyet döneminde 1927’ de yapıldı. İkincisi 1935 ‘de yapıldı. Bundan sonra her beş yılda bir yapılarak devam edildi.1990 ‘dan sonra ise her 10 yılda bir yapılması yönünde karar alındı. Seçimler nedeniyle listeleri yenilemek için 1997’de bir nüfus sayımı daha yapıldı. En son sayım 22 Ekim 2000 tarihinde ülkemizde on dördüncü genel nüfus sayımı gerçekleştirilmiştir.

Son sayımda nüfusumuz 67. 844.000 olarak belirlendi. Ülkemizde sayımların yapılması ve sonuçlarını D.İ. E. tarafından yapılmaktadır.

NÜFUS SAYIMLARI NEDEN YAPILIR?

1- Nüfusun sayısını belirlemek,

2- Nüfusun özelliklerini ortaya çıkarmaktır.

Nüfus sayımları ile nüfusun sayısı ile bireylerin doğum tarihleri, doğum yerleri, eğitim durumları, cinsiyetleri, meslek durumları, nüfus artışı gibi bilgiler elde edilir. Buna nüfus istatistikleri denir. Nüfus istatistiklerinden faydalanarak nüfusun ortaya çıkarabileceği problemleri önceden tespit etmek ve bunlara önlem almak mümkündür.

20. yüzyıl öncesi nüfus sayımlarının amaçları

Modern nüfus sayımlarının amaçları

Asker sayısını belirlemek,

Vergi yükümlülerini belirlemek

Devlete belirli hizmetler yapmakla yükümlü memur ve sipahilere bırakılan gelir kaynaklarının nicelik ve değişmelerini saptamak amacıyla,

Tarım ve arazi konularında bilgi toplanmaya çalışılması,

Okuma yazma bilmeyen nüfusun belirlenmesi ve buna göre okuma yazma seferberliğine başlanması,

İşsizlerin sayısının belirlenmesi ve buna göre iş sahalarının açılması,

Okula başlayacak çocuk sayısının belirlenmesi ve ona göre okul ve derslik yapılması,

Ülkelerin ihtiyacı olan öğretmen, doktor, mühendis vb. ihtiyacını belirlemek,

Ülkelerin nüfus artış hızını tespit etmek ve nüfus planlamasının yapılması veya nüfus artırma çalışmalarına başlanması,

Ülke kaynaklarının tespiti ve nüfusa göre kullanımının planlanması,

Ülkelerde meydana gelen nüfus hareketlerini tespit etmek ve bunun ortaya koyacağı sonuçlara gerekli önlemler almak,

Asker sayısı ve askerlik sürelerinin belirlenmesi,

Nüfus sayımının amacı: Sayımın uygulama tarihinde sınırlarımız içinde bulunan nüfusun büyüklüğünü, idarî bölünüşe göre dağılımını ve başlıca demografik, sosyal ve ekonomik niteliklerini tam ve doğru olarak tespit etmektir.

Bir ülkenin kalkınmasında alınan kararların amaçlanan hedeflere ulaşması için ülkenin mevcut kaynaklarının bilinmesi gerekir. Bu kaynakların en önemlisi insan kaynaklarıdır. Bir ülkede nüfusun miktarı, nitelikleri, yaş gruplarına göre, ekonomik faaliyetlere göre dağılımı, cinsiyet yapısı gibi özelliklerin bilinmesi gerekir. Bir ülkenin gerçekçi bir kalkınma planlaması ancak nüfusun niteliklerinin bilinmesi sayesinde yapılabilir. Modern nüfus sayımları da bu nitelikleri ortaya koymak için yapılmaktadır. Ayrıca nüfus artışının ortaya koyacağı sorunları önceden tespit etmek ve bunlara önlemler almak ve sorunları çözmek için gerekli planlamalar bu bilgiler sayesinde yapılabilmektedir.

Nüfus sayımlarında sorulan sorular şu üç özelliği ortaya çıkarmaya yöneliktir.

1- Nüfusun coğrafi dağılışı ortaya koymak,

2- Ev halkının yapısını ortaya çıkarmak

3- Kişilerin sosyal ve ekonomik özelliklerini ortaya çıkarmak.

Nüfus sayımları sonucunda;

1-Nüfusun sayısı,

2-Artış hızı,

3-Kır – kent nüfus özelliği,

4-Yaş gruplarına göre dağılım,

5-Cinsiyet durumuna göre dağılım,

6-Nüfusun eğitim durumu,

7-Nüfus hareketleri (İç ve dış göçler),

8-Aktif nüfus özelliği,( Üretici- tüketici nüfus)

9-Nüfusun meslek gruplarına dağılımı yani sosyo ekonomik yapısı öğrenilir.

Bir ülkenin nüfusunun niteliklerini bilmesi, kalkınma önceliklerini belirlemesi açısından önemlidir. Nüfus bir ülke için önemli bir güç aynı zamanda kaynaktır. İnsan kaynağı planlı ve doğru kullanıldığı sürece ülkelerin kalkınmaları ve gelişmeleri oldukça kolay olmaktadır.

Türkiye’nin nüfusu 1997 yılına göre 62,8 milyon ile Dünya’da 15. sırada ve Avrupa’da Almanya’dan sonra 2. sırada bulunur. Ancak bu haliyle kalabalık olmayan ülkeler arasındadır.

1997 sayımına kadarki sayımlar De Facto (dö faktö) yöntemine göre yapılıyordu.1997 de De Jure (dö jur) yöntemi de kullanıldı.

Nüfus sayımlarının hazırlık çalışmalarından sonuçların yayınlanmasına kadar olan tüm süreçlerin planlanması ve yürütülmesi yoğun ve uzun dönemli bir çalışmayı gerektirmektedir. Bu çalışmaları yürütmek üzere başkanlığını DİE Başkanının yaptığı ve nüfus alanındaki bilim adamları, DİE ve ilgili kurumların temsilcilerinden oluşan “2000 Genel Nüfus Sayımı Komitesi”, Haziran 1998 tarihinden itibaren çalışmalarına başlamıştır.

DİE tarafından yürütülen faaliyetler:

1-Sayım yöntemine ve tarihine karar verilmesi,

2-Soru kâğıdının hazırlanması,

3-Alan organizasyonunun planlanması,

4-Sayım değerlendirme çalışmalarının planlanması ve geliştirilmesi,

5-Sayımın tanımı,

6-Soru kâğıdının basımı,

7-Sayımda görev alan personelin eğitimi,

8-Sayımın değerlendirme çalışmalarının yürütülmesi ve veri analiz çalışmalarının tamamlanması

9-Sonuçların yayınlanması,

İçişleri Bakanlığı teşkilatı tarafından yürütülen faaliyetler,

1-Sayımın adres çerçevesini belirleme çalışmaları,

2-Sayım komitelerinin oluşturulması,

3-Sayımda görev alan personelin seçimi,

4-Sayımın uygulanması

2000 Nüfus Sayımında Yöntem: Daha önceki sayımlarda olduğu gibi 2000 Genel Nüfus Sayımı da bir gün için içinde sokağa çıkma yasağı uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Nüfus sayım memurları hane halkı teşkil eden ve hane halkı teşkil etmeyen yerleri tek tek ziyaret edip, ilgili kişi ile yüz yüze görüşerek soru kâğıdını doldurmuşlardır.

2000 Genel Nüfus Sayımının değerlendirilmesi 26 Ağustos 2002 tarihi itibariyle 22 ayda tamamlanmış olup il, ilçe ve köy bazında nüfuslar kesinleşmiştir.

2000 Genel Nüfus Sayımından önceki sayımların değerlendirilme süresi yaklaşık 3,5–4 yıldır. 2000 Genel Nüfus Sayımı ise 2 yıldan daha kısa sürede değerlendirilmiştir.

Dünya Nüfusunun Tarihsel Artışı ve Değişimi

DÜNYA NÜFUSUNUN TARİHSEL DEĞİŞİMİ

Nüfus artışını etkileyen faktörler:

1- Doğumlar.

2- **ümler,

3- Göçler,

4- Ülkenin sınırlarındaki değişiklikler.

Dünya nüfusu tarih boyunca sürekli artmıştır. Artış oranları başlangıçta yavaş iken günümüze doğru artış oranları hızlanmış, son birkaç asır içinde hızlanmış adeta katlanarak artmaya başlamıştır.

İlk zamanlarda insanlar toplayıcılık ve avcılık ile geçim sağladığı dönemlerde yeryüzündeki herhangi bir saha ancak küçük insan gruplarını besleyebilmekteydi. Bu durumda insan nüfusunun ister istemez artışının yüksek olması beklenemezdi.

İnsanlar yerleşik hayata geçmesi, tarım toplumuna geçişle küçük sahalarda daha fazla nüfusu besleyebilir duruma gelmiştir. Ayrıca sanayi toplumuna geçiş ve üretimin artması ve ekonomilerin büyümeleri, yeni alanların keşfedilmesi ve uygun olmayan alanların yerleşime açılması, beslenme barınma ve sağlık koşullarındaki iyileşmeler, insanın ömrünün uzaması ile insanlığın nüfus artışı ve sayısı günümüze doğru sürekli artarak gelmiştir.

 

Dünya nüfusu sürekli artacak mı?

Saniyede 2–3 kişi dünya nüfusuna eklenmektedir.

Dakikada yaklaşık 140 insan dünya nüfusuna eklenmektedir.

Günde yaklaşık 200.000 kişi dünya nüfusuna eklenmektedir

Her ay yaklaşık 6 milyon insan dünya nüfusuna eklenmektedir. ( Bir G.Doğu Anadolu Bölgesi Nüfusu kadar)

Her yıl yaklaşık 73 milyon insan dünya nüfusuna eklenmektedir. ( Yaklaşık Türkiye nüfusu kadar)

İnsan nüfusunun artışı günlük ölüm ve doğumların incelenmesiyle belirlenebilir. Her gün 328.000 doğum olurken 134.000 ölüm olduğu hesaplanmaktadır. Her gün insan nüfusu 200.000′e yakın artmaktadır.

Yıllar

Dünya nüfusu

1000

310 milyon

1250

400 milyon

1650

500 milyon

1700

610 milyon

1750

790 milyon

1800

980 milyon

1850

1.260 milyar

1900

1.650 milyar

1910

1.750 milyar

1920

1.860 milyar

1930

2.070 milyar

1940

2.300 milyar

1950

2.520 milyar

1960

3.020 milyar

1970

3.700 milyar

1980

4.440 milyar

1990

5.270 milyar

2000

6.060 milyar

1950 yılından sonra en fazla nüfus artışlı o1muştur.

Dünyada özellikle 1800 yılından sonra dünya hızlı bir nüfus bir artış dönemine girmiştir. Dünyada nüfus on bin yıldır artışını sürdürmektedir. En fazla nüfus artışı son 200 yılda olmuştur. Halen dünya nüfus artışı sürmektedir.

1930- 1950 yılları arasında nüfus artışında yavaşlama meydana gelmiş.Bunun nedenleri :

Bu dönem dünyada siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar dönemidir.

Bunun öncesinde 1914- 1918 yılları arası yaşanan 1. Dünya Savaşı ve bunun ortaya koyduğu ekonomik, siyasi ve sosyal yıkımların etkisi henüz bitmeden dünyanın 1930 lu yıllardan sonra başlayan siyasi çekişmeler ve 1940 ta başlayan II. Dünya savaşı yıllarının ortaya koyduğun siyasi sosyal, ekonomik sorunlar, mal ve can kayıpları ve hastalık ve ölümlerdir. Bu yıllarda güvende olmayan insanlarda doğumlar azalmış, genç nüfus silâhaltında oluğu evlilikler azalmış ve savaşın yol açtığı yıkımlar ve can kayıplarıdır.

1960 yılından sonra dünya nüfusu daha hızlı bir artış sürecine girmesinin nedenleri :

1- Tarımdaki Gelişme ve Endüstrileşme: Tarım ve endüstri alanındaki gelişmelere yasam koşullarının iyileşmesini sağlamıştır. Böylece kötü beslenmeden kaynaklanan ölümler azalmıştır.(Gelir düzeyinin artması, Beslenme düzeyinin artması)

2- Tıp Bilimindeki gelişmeler: Tıp bilimindeki gelişmelere bağlı olarak doğum oranlarının artması ve ölüm oranlarının azalması nüfus artışına yol açmıştır.(Aşılama çalışmalarının artması, Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili ilaçların bulunması),

3-Teknolojik Gelişmeler: Teknolojik gelişmeler, yasam koşullarını iyileştirerek, nüfus artışına dolaylı olarak etki eder.

4-Kadınların eğilim düzeyinin ve ekonomik bağımsızlıklarının artması,

5- Güvenli ve yeterli su imkânlarının artması,

Nüfus patlaması:

Dünyada sanayi inkılâbından sonra başlayan hızlı nüfus artışının 1950 den sonra kısa bir sürede katlanarak büyümesi olayına nüfus patlaması adı verilmektedir.

Paleolotik ve Neolitik dönemde ortalama insan ömrü 30 yıl civarındır.

Dünyanın nüfus sayısı tarih boyunca sürekli artarak günümüze kadar gelmiştir.

Nüfus bilim uzmanları dünyanın nüfus artış artışının üç büyük sıçrama dönemi yaşayarak günümüze geldiğini belirtmektedirler.

I. Sıçrama: Günümüzden 2 milyon yıl önce insanların alet yapmayı keşfetmesiyle, yaptıkları alet aletlerle yabani hayvanlarla mücadele etmeyi, onları daha iyi avlayarak daha iyi beslenmeye başlaması ile çoğalma içine girmişlerdir.

 

II: Sıçrama: İnsanoğlu yaklaşık 10.000 yıl önce yerleşik hayata geçişle yapmıştır. Bu dönemde insanlar tarım toplumuna geçişle birlikte, toprağı ekip biçmeyi, çeşitli ürünler yetiştirmeyi ve bunları stok yaparak kış dönemlerinde de rahat ve bol beslenmeyi, ayrıca hayvanları evcilleştirerek onların ürünlerinden faydalanmayı öğrenmiş ve daha fazla insanın beslenmesine yetecek bir ortama kavuşmuşlardır.

Not: Bu dönemlerde insanların sık yaşadığı ve yoğunlaştığı alanlar oluşmuştur. Ancak bu yoğun alanlar fazla yer tutmuyordu. Sanayi inkılâbına kadar bu küçük alanların dışında dünyanın büyük kısmı nüfus yönünden boş bir yapıda bulunuyordu.

 

III. Sıçrama: Dünya nüfus değişiminde III. sıçrama sanayi inkılâbı sonrasında gerçekleşti. Bu dönemde kurulan sanayiler, işlenen kaynakların artması, üretimin artması, beslenme ve barınma gibi ihtiyaçların bollaşması ve ucuzlaması yanında ülke ekonomileri ve gelişti, İnsanların alım güçleri arttı, gelişen teknoloji ile doğal şartlarla daha iyi mücadele edilmeye başlandı.

Dünyada yeni alanlar tarıma ve yerleşmeye açılmaya başlandı, Gelişen teknoloji ve bilim sayesinde hastalıklarla daha iyi mücadele başladı. Bu da ölümleri azaltıp, insan ömrünü uzatmaya başladı. **ümlerin azalması yanında doğumlar aynen devam edince hızlı bir nüfus artışı doğal sonuç olarak ortaya çıktı. Dünya 1800’lü yılların ortasında 1 milyar nüfusu aştı.

Özellikle 1750- 1850 yılları arasında en yüksek artış Avrupa’da olmuştur. NEDENİ:

Dünyada sanayi inkılâbı Avrupa ülkelerinde başlamıştır. Batıda tıp, sağlık koruma, yaşam düzeyi ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak ömür uzamış ve nüfus hızla artmıştır.

Avrupa ve Kuzey Amerika’da bu yıllarda başlayan ölüm hızının düşmesi gelişmekte olan ülkelerde günümüzde hızla devam etmektedir. Gelişmemiş ülkelerde 1950–1990 arasında çocuk ölümleri üçte iki oranında azaldı. 41 yaşı bulmayan ömür süresi 60 yıla çıktı. Gelişmiş ülkelerde bir asırda varılan bu noktaya üçüncü dünya 40 yılda geldi.

Ortalama ömrün 50- 60 yaş civarında olan yoksul ülkeler ile yaş ortalaması 75 civarında olan gelişmiş ülkeler arasındaki fark, özellikle sağlık alanındaki gelişmeler, bulaşıcı hastalıkların azalması ve iktisadi krizler nedeniyle yavaş yavaş kapanmaktadır.

Batıda tıp, sağlık koruma, yaşam düzeyi ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak gerçek bir demografik devrim meydana gelirken, insanların sayısı ile birlikte yaşam süreleri ile doğum oranları da değişmiştir. Önceleri ölüm oranındaki gerileme, yüksek bir doğum oranıyla birleşerek önemli bir nüfus artışına yol açmış, daha sonra ölüm oranı düşmeye devam ederken doğum oranındaki düşüş nüfusu dengeye kavuştururken aynı zamanda nüfusu yaşlandırmıştır.

1950- 2000 yılları arasında dünyada çok hızlı bir nüfus artışı meydana gelmiş adeta nüfus patlaması yaşanmıştır. Dünya nüfusu hızla artmasına rağmen 1970 lerden sonra batıda nüfus artışı yavaşlamaya başlamıştır. Hızlı nüfus artışı daha çok gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde devam etmektedir.

Gelişmiş ülkelerde nüfus artışı oldukça düşüktür.

BUNUN NEDENLERİ:

1- Ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi ve eğitim seviyesinin yüksek olması,

2- Şehirleşme ve sanayileşmenin etkisi,

3- Nüfus planlamasının uygulanması ve sonuç vermesi,

4-Kadınların çalışma hayatına girmiş olması,

Sanayi devrimi ile başlayan hızlı nüfus artışı sonucunda dünyada son 200 yılda 7,5 kattan fazla artarak 800 milyondan 6 milyara çıkmıştır.

Dünya nüfus artışı bu günkü tahminlerle;

2010 da 6,8 milyara, 2020 de 7,5 milyara,

2030, da 8,1 milyara, 2040 da 8,6 milyara,

2050 de 8,9 milyara, 2075 yılında da 9,2 milyara,

Gelecekte yüksek gelirli ülkelerin 1989–2025 yılları arasındaki nüfusları birkaç milyonluk bir artış göstereceği sanılmaktadır (% 0,9).Gelişmekte olan ülkelerde artışın daha fazla olacağı görülmektedir. Suriye’nin nüfusu 12 den 36 milyona, Türkiye’nin 62 den 92 milyona, Pakistan’ın 110 dan 279 milyona, Çin’in 1,114 milyondan 1,597 milyona, Hindistan’ın 833 milyondan 1,350 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.

Dünya nüfus artışının ortaya koyduğu sonuç şudur: Düşük ve orta gelirli ülkelerde nüfus artış hızı yüksektir.

DÜNYADA NÜFUSUN ALANSAL DAĞILIŞI

DÜNYADA NÜFUSUN ALANSAL DAĞILIŞI

Nüfus Dağılışı: Belirli bir yerdeki nüfusun sık veya seyrek olma durumudur. Nüfusun sayısı ve özellikleri yanında dağılışının da iyi bilinmesi gerekir. Çünkü dünya genelinde veya dünyanın herhangi bir alanında ekonomik ve sosyal özelliklerin ve sorunların tespit edilmesi, çözülmesi açısından nüfusun mekânsal dağılışını iyi bilmek gereklidir.

Nüfusun dağılışında kullanılan kavramlar.

Nüfusu fazla olan yerler için—Yoğun nüfuslu ( Sık nüfuslu)

Nüfusu fazla olmayan yerler için – Orta nüfuslu ( Orta yoğunlukta veya sıklıkta)

Nüfusu az olan yerler için — Seyrek nüfuslu ifadeleri kullanılır.( Tenha)

Dünyada nüfusunda geçmişten bu güne doğru sürekli bir değişim yaşanmıştır. Bu değişimlerden bir de dünyada nüfusun alansal dağılışıdır.

Dünya nüfusu yeryüzünde eşit ve dengeli bir şekilde dağılmamıştır. Nüfus kıtalara, ülkelere, ülkeler içerisinde bölgelere ve illere göre de farklılıklar gösterir. Dünya nüfusunun yeryüzündeki dağılımı çok dengesiz bir şekilde olup, İnsanların üçte ikisi karaların onda birinden daha az topraklar üzerinde toplanmıştır. Diğer taraftan kuzey yarı küre insanların 90’nını, eski dünya karaları da %85 ini barındırmaktadır.

Dünya nüfusunda tarih boyunca sürekli artış yaşanırken, bu artışlar kıtalara göre aynı olmamıştır.

Nüfus dağılışını etkileyen etmenler

Nüfus Dağılışını etkileyen doğal Faktörlerin başlıcaları şunlardır:

A) Yer şekilleri (Topografik özellikler):

1 -Yükselti: Genel olarak yükselti arttıkça nüfus yoğunluğu azalır. Dağlık alanlarda nüfus az ve dağınıktır. Yüksek dağ ve platolarda 1500 m ‘den sonrası yaklaşık olarak boştur. Bunun nedeni, kışların uzun yazların kısa sürmesi, tarımsal etkinliklerin kısıtlanmasıdır. Ulaşım güçlükleri de nüfuslanmanın az olmasında etkilidir.

Ekvatoral bölgede alçak kesimler çok yağışlı, nemli ve sıcak olmasından dolayı bu bölgelerde nüfus, iklim koşullarının elverişli olduğu yüksek kesimlerde toplanmıştır.

2 -Eğim ve Bakı: Dünyada eğimi az olan ve düz alanları sık nüfusludur. Çünkü buralardaki iklim ve arazi şartları Tarıma müsait, ulaşım imkânları da gelişmiştir. Eğimin fazla olduğu engebeli sahalar seyrek nüfusludur. Kuzey Yarımkürede dağların güneye bakan yamaçları daha fazla ısınır. Güney yarım kürede ise dağların Kuzeye bakan yamaçları daha fazla ısınır Bu yüzden dünyada Kuzey Yarımkürede dağların güneye bakan yamaçlar, kuzeye bakan yamaçlara göre daha sık nüfuslanmıştır.

3-Dağların Uzanış doğrultusu: Kıyı paralel uzanan dağların denize bakan yamaçları deniz etkisi ile daha nemli, ılıman şartlara sahiptir. Genel olarak sıcaklık yüksektir. Bu yüzden dağların denize bakan yamaçları sık nüfuslu iken, içlere bakan yamaçları seyrek nüfusludur.

B-)İklim şartları: İklim elemanlarından SICAKLIK ve YAĞIŞ nüfus dağılışında en etkili olanlardır. Ilıman ve yeterli yağış alan yerler sık nüfusludur. Dünya nüfusunun zaten çoğu ılıman iklim kuşağında yaşar. İklim koşullarının insan yaş***** uygun olmadığı soğuk iklim, çöl iklimi, karasal iklim, çok aşırı sıcak ve yağışlı ekvatoral iklimle kutup altı iklim bölgeleri seyrek nüfusludur.

C)Bitki örtüsü: Bitki örtüsünün, özellikle ormanların sık ve gür olduğu alanlarda nüfus az ve seyrektir. Çünkü ormanlık alanlarda tarıma ve yerleşmeye elverişli alanlar sınırlıdır.

D)Toprak verimliliği: Kıyılardaki verimli düzlükler, delta ovaları ve verimli iç ovalar nüfusun yoğun olduğu alanlardır. Kalkerli arazinin yaygın olduğu alanlar, tuzlu, çorak, jipsli ve aşırı yıkanmış verimi az topraklar tarıma uygun olmadığı için seyrek nüfusludur.

E)-Su kaynakları: İçme ve kullanma suyu temini, tarım ve sanayide suya ihtiyaç duyulması nedeniyle nüfusun çoğu, akarsu, göl vb. su kaynakları çevresinde yoğunlaşmıştır.

F)- Enlem: Dünyada insanlar çok sıcak şartların yaşandığı ekvatoral iklim bölgesi ( Sıcak kuşak) ta, çok soğuk şartların yaşandığı kutup bölgeleri insan yaş***** uygun olmadığı seyrek nüfusludur.

Buna karşın insanların çoğu ılıman kuşakta yaşar. Sıcak ve soğuk kuşakların az, ılıman kuşağın s›k nüfuslu olmasının temel nedeni iklimdir.

Nüfus Dağılışını Etkileyen Beşeri ve Ekonomik faktörlerin başlıcaları şunlardır:

A- Tarihi, İdari faktörler ve Askeri Faktörler: Dünyada eskiden beri yerleşme alanı olan ve çok eski dönemlerden beri ticaret yollarının kavşak noktası yerler ve buralarda kurulan yerleşmeler daha sık bir nüfusa sahiptir.

Dünyada bazı kentler başkentlik yapmış olmaları sayesinde, bazı kentler de tarihten günümüze gelen askeri önemi ile yoğun nüfuslanmıştır.

B-Ekonomik faktörler: Dünyada bazı alanlar da sanayi, madencilik, tarım, turizm, ticaret, hizmet ve ulaşım şartlarının iyi olması veya önemli kara, demir, deniz yolları, önemli havaalanları ve limanları ile insanları kendine çok çekmiş ve yoğun nüfuslanmıştır.

Dünyada sık nüfuslu alanların ortak özellikleri:

1- Arazisi düz ve verimli alanlardır.

2-İklim şartlarının uygun olduğu alanlardır.

3- Endüstrinin geliştiği alanlardır.

4- Ulaşımın kolay olduğu alanlardır.

5-Yeraltı ve yer üstü kaynakları bol olan alanlardır.

6- Tarım, hayvancılık, ticaret, turizm etkinliklerinin yoğunlaştığı alanlar.

Dünyada seyrek nüfuslu alanların ortak özellikleri:

1- Arazinin yüksek, engebeli ve eğimli alanlar ile toprağı verimsiz alanlar.

2- Ulaşımın zor yapıldığı yerler.

3-İklimin sert, yağışın az, kuraklığın fazla olduğu yerler.

4- Sanayi, ticaret, turizm ve bayındırlık çalışmalarının gelişmediği alanlar.

5- Sık ve gür ormanların olduğu alanlarda nüfus seyrektir.

6- Kurak karakterli çöl alanları,

7- Buzullarla kaplı kutup bölgeleri.

Dünya üzerinde en sık ve seyrek nüfuslanmış yerler ve nedenleri:

A- Sık Nüfuslanmış Yerler:

Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yasama koşulları taşıyan ılıman iklim kuşağında toplanmıştır.

Muson Asyası: Asya kıtasının güney ve güneydoğusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede, bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır. ( tarım) Japonya: Sanayileşmenin ve kısmen madenciliğin etkisiyle sık nüfuslanmıştır.

Akarsu Havzaları: Tarım koşullarının elverişli olduğu Ganj, İndus, Fırat, Nil gibi akarsu havzaları sık nüfuslanmıştır. Akarsu boyları enleme göre farklı nüfus yo*ğunluğuna sahiptir. Örneğin sıcak kuşakta Amazon, Kongo nehirlerinin havzası seyrek nüfuslu iken, orta kuşakta, Tuna, Ren, Fırat nehirlerinin havzası yoğun nüfusludur.

Güney ve Batı Avrupa: Madencilik, endüstri ve ticaretin çok geliştiği Avrupa’nın bütünü sık nüfuslanmıştır.

Amerika: Kuzey Amerika’nın kuzeydoğu kıyıları; Sanayi, tarım imkânları, deniz etkisi, uygun iklim şartları ve ulaşım kolaylığı.

B- Seyrek Nüfuslanmış Yerler

İklim şartlarının olumsuzluğuna bağlı olarak nüfusun çok az olduğu, tenha yerlerdir.

Soğuk Bölgeler: Kuzey Kutup Dairesi içinde bulunan Gröndland, Alaska, Kanada’nın Kuzeyi, İskandinav Yarımadası ve Sibirya’nın kuzey bölgeleri düşük sıcaklık nedeniyle seyrek nüfuslanmıştır.

Yüksek Dağlar: İklim koşullarının her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarımı sınırlamasına bağlı olarak

seyrek nüfuslanmıştır. ( Himalayalar)

Sıcak ve Nemli Ekvatoral Bölgeler: Tropikal kuşakta, Amazon, Kongo havzaları gibi alçak yerler, yüksek sıcaklık, aşırı nemlilik, sık ormanlar ve geniş alan kaplayan bataklıklar nedeniyle az nüfuslanmıştır.

C-Nüfuslanmamış Yerler

İklim ve zemin koşulları nedeniyle insanlarin yerleşmesine elverişli olmayan, nüfuslanmamış yerlerdir.

Kutup Bölgeleri: Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antarktika Kıtası 14 milyon km2 genişliktedir. Kalın buzullarla kaplı bir kıta olduğu için nüfuslanmamıştır.

Bataklıklar: Bataklık, yağış miktarının fazlalığı nedeniyle, toprağın çok ıslak olduğu, yer yer suların yüzeyde biriktiği yerlerdir. Yerleşmeyi ve ekonomik faaliyeti sınırlandırdıkları için nüfuslanmamıştır.

Çöller: Dönenceler çevresindeki Meksika, Büyük Sahra, Arabistan, Kalahari, Avusturalya çölleri ile Asya’nın iç kesimlerindeki Iran, Kızıllkum, Kara kum, Taklamakan ve Gobi çölleri, insanlarin yaşamasına ve yerleşmesine uygun değildir. Bu nedenle nüfuslanmamıştır. Ancak vaha adi verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür.

DÜNYADA NÜFUS ARTIŞI

Doğurganlık oranlarında düşüşün nedenleri:

1-Eğitim seviyesinin artması,

2-Nüfus planlamasının yapılmaya başlanması,

3-Kadının çalışma hayatındaki yerinin artması,

4-Sanayileşme ve kentleşmenin etkileri,

5-Kişi başına düşen milli gelir miktarının artması ve yaşam şartlarının iyileşmesi,

Doğurganlık hızı, eğitime, kültüre ve ekonomik gelişime bağlı olarak değişir. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, eğitim ve kültür düzeyinin geri olduğu ülke ve bölgelerde doğurganlık hızı fazladır. Ayrıca kırsal kesimde doğurganlık hızı kentlere göre daha yüksektir. Doğurganlık oranları kadınların yaşı ve eğitimi, çalışma hayatındaki yerine göre değişir. Kadınların eğitimi yükseldikçe, yaşı arttıkça, çalışma hayatında yer aldıkça doğum oranları düşmektedir.

Gelişmiş ülkelerde nüfus artış oranları azdır. Bu ülkelerde nüfus artış oranları % 0 -1 arasında bulunmaktadır. Genç nüfus bu ülkelerde az olup yaşlı nüfus artmaktadır. Gelişmiş ülkelerde 65 yaş üstündeki nüfus 150 milyondan fazladır. Bu sayı önümüzdeki yıllarda sürekli artacaktır. Çünkü tüm dünyada ortalama ömür uzamaktadır. Bu sorun gelişmekte olan ülkelerde de öne çıkacak önemli bir sorun olacaktır.

Nüfus Artışı ile gelişmişlik arasında ters bir orantı vardır. Gelişmişlik düzeyi arttıkça nüfus artışı hızı düşmektedir. Dünyada bakıldığında nüfus artış hızının yüksek olduğu ülkelerin genelde gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu görülmektedir.

Doğurganlık Oranı En Yüksek Afrika Ülkeleri

( 2000 yılı – Binde olarak)

Nijer 54 Liberya 50

Çad 50 Uganda 48

Angola 48 Somali 47

Burkina Faso 47

Doğurganlık Oranı En Düşük Afrika Ülkeleri

( 2000 yılı – Binde olarak)

Mauritius 17 Seyşeller 18

Tunus 22 Fas 23

GAC 25 Mısır 26

Ortalama Yaşam Süresi En Kısa Afrika Ülkeleri ( 2000 yılı)

Malawi 39 Ruanda 39

Mozambik 40 Zimbab** 40

Nijer 41 Uganda 42

Bir ülkedeki nüfus artış hızının fazla olmasının sorun haline gelmesindeki temel etken, o ülkenin ekonomik kaynaklarının ülkede yaşayan nüfusun beslenme, barınma, eğitim, sağlık ve iş gibi temel gereksinimlerini karşılayamamasıdır. Bu duruma aşırı nüfuslanma denir.

A. Nüfus artışının olumlu sonuçları

Üretim artar.

Vergi gelirleri artar.

Mal ve hizmetlere talep artar.

Yeni endüstri dalları doğar.( Piyasa genişler, yeni yatırım sahaları açılır.)

İşçi ücretleri ucuzlar.

İhracatta rekabet kolaylaşır.

Askeri savunmada önemlidir kısa süre de güçlü ordular kurulabilir.

B. Nüfus artışının olumsuz sonuçları

İşsizlik artar.

Kişi başına düşen milli gelir azalır.

Tüketim artar, (Tüketici durumda olan çocuk yaştaki nüfusu ve tüketimi artırır.)

Tasarruflar azalır.

Ekonomik bağımlılık oranı yükselir.

İç ve dış göçler artar.

İnsanların temel ihtiyaçlarının karşılanması zorlaşır, Yetersiz beslenme sorunu ortaya çıkar.

İhracat azalır.

Demografik (nüfusa bağlı) yatırımlar artar.

Çevre kirlenmesi artar.

Çarpık kentleşme görülür, belediye hizmetleri zorlaşır.

Kalkınma hızı düşer.( Ulusal gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafından tüketilmesine bağlı olarak ekonomik kalkınma hızı yavaşlar.)

Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır.

DÜNYADA NÜFUS ARTIŞI

Yıllık nüfus artış hızı: İki sayım tarihi arasındaki dönemde her 1 000 nüfus için yıllık artan nüfustur.

Nüfus Artışını Etkileyen Faktörler:

a)Doğurganlık ve ölüm oranları,

b)Göç hareketleri,

c)Sağlık alanındaki ilerlemeler(Aşılama, Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili ilaçların bulunması)

d)Beslenme imkânları,

e)Eğitim seviyesinin durumu,

f)Yaşam standartlarının yüksekliği (Gelir düzeyinin artması)

g)Nüfus planlaması çalışmalarının yapılma düzeyi,

h)Savaşların azalması,

i)Kadınların eğitim düzeyinin ve ekonomik bağımsızlıklarının artması,

j)Ülke sınırlarındaki değişmelerdir.

Dünya nüfusu sürekli bir değişim içindedir. Bu değişim hem alansal hem de sayısal değişmelerdir. Bu değişimlerin asıl sebebi yaşam koşullarındaki değişmelerdir.

Nüfus değişimi ile ilgili başlıca kavramlar:

Nüfus yitimi; telafi edici bir göçmen alış süreci bulunmaksızın ölümlerin doğumlardan yüksek bulunduğu bir ülkedeki nüfus azalma süreci,

Asgari nüfus; kapalı bir nüfusun demografik geleceğini tehlikeye düşürmeden daha altına inemeyeceği sayı,

Durağan nüfus: doğum ve ölüm oranlarının birbirine eşit olduğu, yani doğal artış oranının sıfır olduğu istikrarlı nüfus,

En uygun nüfus: Bir nüfusun kendisine en uygun refah düzeyini sağlayabilecek koşullardan yararlanabilmek için aşağı yukarı korunması gereken sayı,

Kapalı nüfus; dışarıyla göç bağlantısı olmayan nüfus,

Kararlı nüfus: yaşlara göre üreme ve ölüm oranı değişmeden kalan ve yaşlara göre yapısı değişmeyen nüfus,

Standart nüfus: Birçok ülkenin yaşa göre yıllık ölüm oranlarını karşılaştırmaya ve böylece bu ülkelerde seçilen bir yaş yapısı için yıllık gayri safi ölüm oranlarını kestirmeye yarayan belli bir yaş yapısına sahip nüfustur.

Nüfus nasıl değişir?

Nüfus Artışı: Sınırları belli bir alanda yaşayan insan sayısının bir önceki yıla göre yapmış olduğu sayısal artışa “ nüfus artışı “ denir.

Doğal nüfus artışı: Bir yıl içinde doğan insan sayısı ile ölen insan sayısı arasındaki sayısal olumlu farka “doğal nüfus artışı” veya “doğurganlık hızı”.

 

Yılık Nüfus Artış Hızı: Nüfusun yıl içinde göstermiş olduğu artış hızına ise “yıllık nüfus artış hızı” denir.

A- Artan Nüfus: Doğumlarla gelen insan sayısı ölümlerle kaybedilen insan sayısından fazla ise nüfus artar,

B- Dengeli Nüfus: Doğumlarla gelen insan sayısı ölümlerle kaybedilen insan sayısı eşit ise nüfus artışı oluşmaz veya sabittir.

C- Azalan Nüfus: Doğumlarla gelen insan sayısı az, ölümlerle kaybedilen insan sayısı fazla ise nüfus azalır

Toplam doğurganlık oranı: Bu oran doğum yapabilecek yaş sınırı içinde bulunan (15- 49 yaş arası) her kadından beklenen canlı doğum sayısını ifade eder.

Dünya genelinde doğurganlık oranları( kadın başına canlı doğum oranı) gün geçtikçe azalmaktadır. Bu oran 1990 yılında dünya genelinde ortalama 3 iken, 1995 – 2000 yılları arasında 2,8 olmuştur. Gelişmiş ülkelerde 1970 lerde 2,6 iken, 1995- 2000 döneminde 1,59 kadar düşmüştür 1990 da Ülkemizde evlenmiş kadın başına düşen ortalama canlı doğum sayısı 3,7; aynı yıl Avrupa ortalaması 1,8 dir.

Gelişmiş ülkelerde doğum oranlarına örnekler.

Rusya’da Kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.27 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),

İsveç’te kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.53 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),

Çin’de Kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.82 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),

ABD’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 2.06 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),

İngiltere’de Kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.73 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),

Japonya’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.41 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),

Gelişmemiş ülkelerde bu oranlar ileri ülkelere göre yüksek olmakla beraber son yılarda önemli düşüşler

olmaktadır. Bu ülkelerde doğurganlık oranı 1970 lerde 6,7 den, 2,6 ya kadar düşmüştür. Gelişmemiş ülkelerde

doğum oranlarına örnekler:

Zimbab**’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı 3.28 çocuk (2001 tahmini) ,

Uganda’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı 6.88 çocuk (2001 tahmini),

Sudan’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 5.35 çocuk

Somali’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 7.11 çocuk

Suudi Arabistan’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 6.25 çocuk,

Honduras’ta kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 4.15 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)

Türkiye’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 2.46 bebek (2002 tahminleri), 2004 yılı için – 2,21

Nüfus artışının olumlu ve olumsuz yönleri :

Nüfus artışı hızının az olması;

A- Nüfus sayısı azalır.

B- Yaşlı nüfus artarak, nüfus dinamik özelliğini yitirir.

C- İş gücü Azalması veya sıkıntısı başlar.

D- Ülkenin geleceği tehlikeye girer.

Nüfus artışı (artış hızının yüksek olması) olumlu etkilere de yol açabilmektedir.

A-Mal ve hizmetlere talep artar.

B-Yeni sanayi kollarının doğmasına yol açar.

C-İşçi ücretleri düşer

D- Vergi gelirleri artar.

E-Piyasa genişler, yeni yatırım sahaları açılır.

F-Askeri açıdan savunmada önemlidir.

Nüfusun aşırı artması birtakım sıkıntılara neden olur.

1. Milli gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafından tüketilmesine bağlı olarak ekonomik kalkınma hızı yavaşlar. ( Milli gelirin azalması, demografik yatırımların artması)

2. İşsizliği arttırır.

3.Tüketici durumda olan çocuk yaştaki nüfusu ve tüketimi artırıp çalışanların yükünü artırır.

4. Kırsal kesimden kentlere doğru olan göçler yoğunluk kazanır.

5.Gelir dağılımındaki dengesizliği arttırır. ( Düşük gelirli ailelerde çocuk sayısı daha fazladır)

6- Kişi başına düşen milli gelir payı azalır.

7- Dengeli beslenmeyi zorlaştırır.

8- Eğitim, sağlık ve alt yapı hizmetlerini aksatır, yetersiz kalmasına neden olur. Belediye hizmetleri zorlaşır.

9- Konut yetersizliği; çarpık kentleşme ve çeşitli çevre sorunları ortaya çıkar.

10- Doğal kaynakların aşırı kullanımı ile doğal kaynaklar tez tükenir.

11- Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır.

 

NÜFUS PİRAMİTLERİ

Nüfus Piramitlerinin Anlattıkları

Ø Nüfus sayısını

Ø Cinsiyet durumunu

Ø Nüfusun yaş gruplarına dağılımını

Ø Ortalama yaşam süresini

Ø Doğum ve **üm oranlarını

Ø Nüfustaki hareketlenmeleri

Hakkında bize Bilgi verir. Bizde bu bilgileri kullanarak ülke hakkında tahminlerde ve yorumlarda bulunabiliriz.

Piramitler ülkelerin gelişmişlik düzeyiyle doğrudan ilgilidir. Ülkelerin ekonomik durumu, aynı zamanda sağlık ve eğitim seviyeleri ile ilgili fikir verir.

Nüfus piramitleri, bir ülkenin geri kalmış, gelişmekte olan yada gelişmiş olduğunun bir göstergesidir.

Nüfus piramitleri ülke nüfusunun cinsiyet dağılımı hakkında bilgi verir.

Piramitlerin sol tarafı “Male”-Erkek, sağ tarafı “Female”- Kadın nüfusu göstermektedir.

Bu çalışmada kullanılan nüfus piramitlerinde, yaş grupları 5’er yıl arayla sıralanmıştır. Amaca göre farklı yaş gruplarına göre de sınıflandırma yapılabilir.

Piramidin tabanı, yeni doğan ve 5 yaşına kadar olan nüfusu gösterirken, piramit yükseldikçe yaş grubu artar. Piramidin en üst kısmı en yaşlı olan nüfusu gösterir. Piramitler amaca göre farklı yaş grupları ile sınıflandırılabilir.

Tabanı geniş piramidin, yaş grupları ilerledikçe daralmaya uğraması, ileriki yaşlarda nüfusun, ölüm veya göçlerle kaybedildiği anl***** gelir. (Mozambik, 2000)

Geri Kalmış Ülkeler

Geri Kalmış Ülkelerin Ortak Özellikleri

Geri kalmış ülkeler; sanayileşememiş, nüfusunun büyük bölümü tarımda çalışan ülkelerdir. Yoksul ülkelerdir. Ülke nüfusun büyük bölümü köylerde yaşar. Kentleşme oranı düşüktür. Kişi başına yıllık milli gelir, çoğunlukla 2000 doların altındadır.

Eğitim hizmetleri,

Sağlık hizmetleri,

Beslenme imkanları,

Barınma hizmetleri yetersizdir.

İç göç ve dışarıya göç fazladır.

Geri kalmış ülkelerin nüfus piramidi üçgene benzer.

Geri kalmış ülkelerin nüfus piramidi üçgene benzer. (Afganistan, 2000)

Geri kalmış bir ülkede nüfus kırda yoğunlaştığı için doğum oranları fazladır.

Sağlık hizmetleri yetersiz olduğundan, bebek ve çocuk ölümleri fazladır.

Gene olumsuz sağlık koşulları nedeniyle, ortalama yaşam süresi kısadır. Yaşlı nüfus oranı düşüktür.

Sağlık hizmetlerinin yanı sıra, eğitim hizmetleri ve beslenme şartları yetersizdir.

Çocuk ve genç nüfus, ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturur.

Gelişmekte Olan Ülkeler

Gelişmekte Olan Ülkelerin Ortak Özellikleri

Ülke sanayileşmektedir.

Tarımda makineleşmenin artması ve kentte sanayileşme ve dolayısıyla iş imkanları köyden kente göçü artırmaktadır.

Tarımsal nüfus ve dolayısıyla kır nüfusu her geçen gün azalmaktadır.

Nüfusun büyük bölümü bir veya daha fazla kentte yoğunlaşmıştır. Kentleşme hızlanmıştır.

Ülkenin gelişmesine bağlı olarak, kentlerde; hastane, okul, konut imkanı fazlalaşmış sağlık, eğitim, barınma şartlarında, düzelme görülmektedir.

Ülke nüfusu, doğal artış ile bir süre daha artar. Kentleşme hızlandıkça doğum oranı da zamanla azalır, ayrıca bebek ölümlerinde azalma ve ortalama yaşam süresinde artış söz konusudur. Bunlarda ülke nüfusunu artıran diğer nedenlerdir

Gelişmekte olan ülkelerin nüfus piramidi üçgen şeklinden çok çan eğrisine benzemeye başlamıştır.

Gelişmekte olan ülkelerde, doğum oranlarında azalma dikkat çeker. (Tunus, 2000)

Ortalama yaşam süresi artmıştır. Ülkenin nüfus piramidinde artık 60 yaş sonrası, önemli bir orana sahiptir.

Orta yaş ve yaşlı nüfus, genç nüfusa göre oransal olarak artmaya başlar. (Brezilya, 2000)

Ülke geliştikçe, nüfus piramidi de, gelişmiş ülkelere özgü olan çan eğrisi şekline dönüşür.

Gelişmiş Ülkeler

Gelişmiş Ülkelerin Ortak Özellikleri

Gelişmiş ülkelerde, nüfusun büyük bölümü sanayi sektöründe ve hizmet sektöründe çalışır.

Tarımda çalışan nüfus ortalama olarak % 2 – % 5 oranındadır. Tarımsal üretim fazladır.

Eğitim, sağlık, altyapı, barınma hizmetleri oldukça gelişmiştir.

Kent nüfus oranı % 95 civarındayken, kır nüfusu % 5 civarındadır.

Ülke içi nüfus hareketleri, yani iç göç çok düşük oranlardadır.

Dış göç alımı, ülke dışına göç verme oranından çok daha fazladır.

Gelişmiş ülkelerin nüfus piramidi çan eğrisine benzer

Doğum oranları düşük, bebek ve çocuk ölümü çok azdır. Ortalama yaşam süresi fazladır.

Doğal nüfus artış hızı düşüktür.

Zengin ülkelerdir.

Nüfusun yaşlanması söz konusudur.

Toplam nüfusunun önemli bir bölümünü orta yaş ve yaşlı nüfus grubu oluşturur.

Gelişmiş ülkelerin nüfus piramidinde 80’li, 90’lı yaş grupları önemli bir yer tutar.

Gelişmiş bir ülkede piramidin tabanı ile önceki dönemler arasında pek bir değişim yoktur. Ülkenin özel şartlarına göre, doğumlarda önemsiz miktarlarda artış yada azalış görülebilir. (Belçika, 2000)

Doğum oranları düşük, bebek ve çocuk ölümü çok azdır.

Ortalama yaşam süresi fazladır.

Nüfusun doğal artış hızı düşüktür.

Toplam nüfusunun önemli bir bölümünü orta yaş ve yaşlı nüfus grubu oluşturur.

Gelişmiş bir ülkede piramidin yaşlı nüfusu gösteren üst kısımları geniş sayılabilecek bir biçimdedir.

Gelişmiş ülkelerin nüfus piramidi çan eğrisine benzer.

Türkiye

Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir.

Sanayide ve hizmet sektöründe çalışan nüfusun oranı zaman geçtikçe artarken, tarımsal nüfus oranı azalmaktadır.

İç göç ve dış göç hareketleri çok yoğundur.

Günümüzde ülkemiz nüfusunun % 35’i köylerde yaşarken, % 65’i kentlerde yaşar.