İnsan Hakları Düşüncesinin Gelişimi

Yayınlanma 8. Sınıf Tc İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konu Anlatımı

İnsan hakları düşüncesinin ortaya çıkışı 

Yeni Çağ’a kadar kurulan devletlerde bugünkü anlamda herkes için geçerli olan insan hakları yoktu. Örneğin soylular insanları köle olarak çalıştırabiliyorlardı. Köle olanlar mal gibi alınıp satılıyor. İnsan bile sayılmıyordu.İnsan hakları düşüncesinin tarih boyunca adım adım gelişmiş, bugünkü önemini zaman içinde gelişerek kazanmıştır. İnsanların eşit haklara sahip olmaması, beraberinde güvencesi olmayan ve hakları sınırlı olan sıradan insanların “eşit haklara sahip olma” mücadelesini getirmiştir.

 

1.Manga Carta Libertatum

Yüzyıllarca süren bu insan hakları mücadelesi ilk olarak İngiltere’de sınırlı da olsa başarıyla ulaşmış. Yazılı bir belgele geçmiştir. 1215’te Manga Carta Libertatum ile İngiltere’de kralın yetkileri sınırlanmıştır. Bu belge ile kral, toprak sahiplerinin bazı hakları olduğunu kabul etmiştir. Bu belgede; “Kanuna uygun olmadıkça ve mahkeme kararı bulunmadıkça hiç kimse tutuklanamaz, hapsedilemez, sürgün edilemez, ülkesinden çıkarılamaz” hükümleri yer almıştır. Kanunsuz olarak kendi ve eşitleri gibi yargılanmadan kimse mahkûm edilemez hükmünü geliştirmiştir.

 

2.Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi (1789)

Hakları bildirgeye dönüştüren çabaların en önemli örneği, 1789 tarihli “ Fransız Vatandaş ve İnsan Hakları Bildirgesi” dır . Bildirge, “ İnsanlar hür ve eşit şartlarda doğar ve öyle kalır” ilkesi çerçevesinde temel insan haklarını “hürriyet, mülkiyet, güvenlik ve zulme direnme” olarak tespit etmektedir. Beyanname ile monarşi dönemindeki aristokratik ayrıcalıklarının yerini hukuk karşısında eşitlik ilkesi alınmıştır.

 

Değerli bilgi

Fransız Devrimi, oluşumu ve dünyaya yaydığı ilkeler açısından insan hakları konusunda bir dönüm noktasıdır. Çünkü “ Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi” yalnız Fransızlar için değil, dünyadaki herkes için geçerli hakları ilan ediyordu.

 

3.Amerika Birleşik Devletleri Temel Haklar Bildirisi (1791)

Bu belge John Locke ve Montesquieu’nun “doğal haklar” görüşünü temel aldı. Haklar Bildirgesinde, insanların yaşama, özgürlük, eşitlik ve mülk edinme gibi doğal hakları olduğu kabul edinmiştir. Haklar Bildirgesi Amerika’daki insan hakları mücadelesinde örnek olmuş, bu etkiyle 1776’da “Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi” ilan edilmiştir. Bu bildirgede de doğal haklar kabul edilmiş, vicdan özgürlüğü, basın özgürlüğü, dilekçe hakkı, mutluluğu arama ve elde etme hakları vurgulanmıştır. Bu bildirgede “Tüm insanlar doğuştan eşit derecede özgür ve bağımsızdırlar” hükmü yer almıştır.

 

4.Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi (1948)

Bildirge 1948 yılında Birleşmiş Milletlerin girişimiyle oluşturulmuştur. Tüm dünyada geçerlilik kazanmıştır. Bildirgede; yaşama hakkı, kişi güvenliği işkence yasağı, kölelik yasağı, haksız tutuklanmaların önlenmesi, herkesin ülkesindeki yönetime katılması, genel ve eşit oy kullanılması, yasalar önünde eşitlik, özel yaşamın korunması ve gizliliği, din, vicdan, düşünce ve inanç özgürlüklerinin serbestliği, konut dokunulmazlığı gibi hak ve özgürlükler yer almıştır.

Ülkelerin, bildirgedeki ilkelere uymasını sağlamak için, 3 Kasım 1953’de “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi” imzaya açılmıştır. Bu sözleşmeyi imzalayan ülkeler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ndeki maddelere uymakla yükümlü duruma geldiler. Türkiye ‘de 10 Mart 1954’de sözleşmeyi imzalayarak bu yükümlülüğü üstlenmiştir.

 

Atatürk ve İnsan Hakları: Atatürk, dünya ulusları arasında karşılıklı anlayışın, sürekli barışın kurulması için örnek olmuş, tüm yaşamı boyunca insanlar arasında renk, din ve ırk ayrımı gözetmeden eylemlerinde her zaman barış, uluslararası anlayış ve insan haklarına saygıyı esas almıştır. UNESCO Atatürk’ün doğumunun 100.yılı olan 1981’i Atatürk Yılı ilan etmiştir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile